Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/9724 E. 2022/561 K. 24.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9724
KARAR NO : 2022/561
KARAR TARİHİ : 24.01.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, Yerel Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, davacılar vekili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
I. DAVA
Davacı … ve müşterekleri vekili dava dilekçesinde; dava konusu 1154 parsel sayılı taşınmazın, müvekkillerinin kök murisi adına kayıtlı Mayıs 1280 tarih, 124 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığını ileri sürerek, taşınmazın müvekkilleri adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Hazine adına kayıtlı olduğunu bu nedenle kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, esas yönünden ise davacıların taşınmazda zilyetliğinin olmadığını, davacıların dayandığı tapu kaydının da taşınmaza uymadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın yıllardır K.K.K. Urfa 20. Zırhlı Süvari Komutanlığı’nın atış ve eğitim sahası olarak askeri hizmetlerde kullanıldığını dolayısıyla taşınmazda davacıların zilyetliğinin olmadığını, davacıların dayandığı tapu kaydının geçerliliğinin de tartışma konusu olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. KADASTRO TESPİTİ
Şanlıurfa/ Merkez/ Karaköprü mahallesi çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında taşlık olarak tescil harici bırakılan taşınmaz, dava tarihinden önce 05/05/1970 yılında idari yoldan taşlık arazi vasfıyla Hazine adına tescil edilmiştir.
IV. MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmazın 05/05/1970 tarihinde tapuya tescil edildiği, eldeki davanın ise 20/06/2013 tarihinde açıldığı, hal böyle olunca taşınmazın tapuya tescil tarihi ile dava tarihi arasında 3402 sayılı Yasa’nın 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar:
Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde, davacılar vekili tarafından temyiz talebinde bulunulmuştur.
2. Temyiz Nedenleri:
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmaz idari yoldan oluştuğu için 3402 sayılı Yasa’nın 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin bu davada uygulanamayacağını, Mahkemece herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmaksızın davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
VI. YARGITAY BOZMA İLAMI
Hüküm, Yargıtay Kapatılan 16. Hukuk Dairesinin 26.03.2015 tarihli ve 2015/ 5141 Esas, 2842 Karar sayılı ilamıyla; “ dava konusu 1154 parsel sayılı taşınmazın, toplu veri sayısallaştırması nedeniyle 05/05/1970 tarihinde tapuya tescil edildiği, taşınmazın tapu kaydının kadastro tespiti sonucunda mı yoksa idari yoldan mı oluştuğu hususunda tereddüt hasıl olması nedeniyle Dairece yapılan geri çevirme kararı sonucunda gelen kayıt ve belgelerden, taşınmazın idari yoldan Hazine adına tescil edildiğinin anlaşıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunun 12. maddesinde 30 günlük askı ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitlerin kesinleşeceği, bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı hükmünün getirildiği, diğer bir anlatımla kadastro tespiti sonucu oluşmuş tapu kaydına karşı açılacak davalarda 10 yıllık hak düşürücü sürenin öngörüldüğü, idari yoldan oluşan tapu kayıtlarına karşı açılacak davalar için hak düşürücü süre öngören yasal bir düzenlemenin bulunmadığı, hal böyle olunca; Mahkemece işin esasına girilerek tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda olumlu ya da olumsuz bir karar vermek gerekirken, delillerin ve kanun hükümlerinin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsizliğine” değinilmek suretiyle bozulmuştur.
VII. MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmaz Hazine adına kayıtlı olduğundan, davalı … aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine; Hazine aleyhine açılan dava yönünden ise, davacı tarafın yalnızca tapu kaydına dayandığı ve dayanılan tapu kaydının da taşınmaza uygulanamadığı, davacı tarafça başkaca delile de dayanılmadığından, Hazine aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.
VIII. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar:
Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde, davacılar vekili tarafından temyiz talebinde bulunulmuştur.
2. Temyiz Nedenleri:
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; müvekkillerinin dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığını, tapu kaydının halen geçerliliğini koruduğunu, Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediğini, mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişilerin dayanılan tapu kaydının hudutlarına ilişkin bilgilerinin yeterli olmadığını belirterek, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; tespit öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi ise şöyledir.
“Tapu kayıtları ile diğer belgelerin kapsadığı yeri tayinde;
 A) Kayıt ve belgeler, harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, harita, plan ve krokideki sınırlara itibar olunur.
 B) Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar mahalline uygulanabiliyor ve bu sınırlar içinde kalan yer hak sahibi tarafından kullanılıyor ise, kayıt ve belgelerde gösterilen sınırlar esas alınarak tespit yapılır.
 C) Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar, değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte ise, bunlarda gösterilen miktara itibar olunur. Ancak değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardaki taşınmaz malların kayıtları, fizik yapıları ve konumları itibariyle belli bir yeri kapsıyorsa, tespit o sınır esas alınarak yapılır.
D) Hazinece, özel kanunlar hükümlerine göre değişmez ve genişlemeye müsait olmayan sınırlarla miktar üzerinden satılan, tefviz veya tahsis veya parasız dağıtılan taşınmaz mallarda çıkan fazlalık, taşınmaz malla birlikte satış, tefviz, tahsis ve dağıtım tarihinden itibaren on yıl geçmiş ise, miktarına bakılmaksızın kayıt sahibi adına tespit edilir.
Bu maddede yazılı taşınmaz mallarda meydana gelen fazlalıklar hakında şartlar uygun bulunduğu takdirde, 14 üncü ve 17 nci madde hükümleri uygulanır.”
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davacı tarafça yalnızca tapu kaydına dayanıldığına, sınırları “yol” ve “dağ” olan gayri sabit hudutlu bu tapu kaydı her yere uyabilecek nitelikte olduğundan söz konusu kaydın dava konusu taşınmaza ait olduğunun kabulü mümkün bulunmadığına göre, Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
X. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, fazla yatırılan 95,90 TL harcın temyiz edenlere iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.01.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.