Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/10682 E. 2011/6605 K. 26.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10682
KARAR NO : 2011/6605
KARAR TARİHİ : 26.04.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılardan … … ve vekili avukat … gelmiş, davalılardan … ve … …’ya çıkarılan davetiyenin bila tebliğ edildiği görüldü. Davacılar vekili avukat … duruşma isteğinden vazgeçtiğini beyan ettiğinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalıların kayden maliki oldukları … ili Orduzu (Bahçebaşı) kasabası mezarlık mevkiinde bulunan 2750 parsel ile Orduzu (Bahçebaşı) kasabası zorvalı mevkiinde bulunan 2749 nolu parsellere miras bırakanları … Malkoç’un 1970 yılından vefat ettiği tarihe kadar (1993) yöresel adetlere göre zilyet olduğunu, … Malkoç’un 1989 yılında tamamen çıplak olan dava konusu taşınmazları ağaçlandırdığını ve iki taşınmazı da kapama kayısı bahçesi haline getirdiğini, 1993 yılında vefatı ile birlikte her iki taşınmazı mirasçılarının bakmaya devam ettiğini, davacıların murisi ile davalılarca yapılan anlaşmaya ve yöresel örf-adetlere göre her iki taşınmazın üzerinde yetiştirilen meyveli ve meyvesiz ağaçların kendi murislerince dikilip yetiştirildiği, bakım masraflarının eşit paylaşıldığını ve ağaçların ürün seviyesine gelmesi halinde 1/2 mülkiyetinin miras bırakanları …’e ait olduğunu, ancak davalıların haber vermeden her iki parseli de satışa sunduklarını ve bir parseli de sattıklarını, … 1. Sulh Hukuk mahkemesinin 2004/3 D…. sayılı dosyası ile tespit yaptırdıklarını, bilirkişi raporuna göre muhdesatın 1/2’sinin parasal karşılığının 81.494,90 TL olarak belirlendiğini, bir kısım davalıların tanıklar huzurunda bilirkişilerin tespit ettikleri miktarın çok yüksek olduğu ve 15.000 TL vereceklerini beyan ettiklerini, buna rağmen teklif edilen parayı almadıklarını ileri sürerek fazla talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 20.000 TL’nin faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemişlerdir.
Bir kısım davalılar, davacıların murisi … ile taşınmaz malikleri olan … Kiğılı ve Necmettin Kiğılı arasında 18.11.1989 ve 8.6.1992 tarihli “Mukavelename” başlıklı iki ayrı sözleşme imzalandığını, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların doğru olmadığını, davacılardan hiçbirisinin davaya esas olan taşınmazlarda ağaçları yetiştirme yönünde çalışmadıklarını, tarafların iradelerinin ağaçlara ortak olmak değil sadece kavak ağaçlarının ¼ ünün rençbere (davacılar murisi) ait olacağı, bunun dışındaki ağaçlarda davacıların hiçbir … olmadığını, yazılı sözleşme olduğuna göre de yerel teamüllerin uygulanamayacağını, sözleşmelere göre davacıların murisinin ağaç bedellerini ve dikim masraflarını peşinen mal sahiplerinden aldığını, davacıların sözleşme dışında talep edebilecekleri bir şey olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, davalıların maliki oldukları iki parça taşınmazın murisleri tarafından yöresel örf ve adete göre zilyet edilerek meyveli ve meyvesiz ağaç yetiştirildiğini, murislerinin vefatı ile taşınmazlara kendilerinin zilyet olduklarını, ne var ki taşınmazlardan birinin davalılarca satılması ve diğer taşınmazın da satılmak istenmesi üzerine taşınmazlar üzerindeki muhdesatın yarısının kendilerine ait olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlar, davalılar da davacıların murisi ile yapılmış iki ayrı sözleşmeye dayanarak davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, yazılı sözleşmenin aksinin davacılarca ispatlanamadığı ve sözleşmeye göre alacaklarının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, davacılar tarafından sözleşme altındaki murislerine ait imzaya itiraz edilmiş, ayrı ayrı yapılan her iki bilirkişi incelemesi ile sözleşmelerdeki imzanın davacıların murisine ait olup olmadığı belirlenememiştir. Hal böyle olunca sözleşme altındaki imzanın davacıların murisine ait olduğu belirlenemediğine göre sözleşmeye üstünlük tanınamaz. Taraflar arasında yazılı başka bir sözleşme de bulunmadığına göre, Mahkemece yörede bu şekilde bir teamül, örf ve adet uygulamasının varlığı araştırılması ve hâsıl olacak neticeye göre hüküm kurulması gerekirken, aksine düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 26.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.