Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/8811 E. 2012/13763 K. 28.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8811
KARAR NO : 2012/13763
KARAR TARİHİ : 28.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, … Eczanesinin sahibi olduğunu, davalı kurumun 2008 yılı eczane protokolünün 6.3.19 maddesi uyarınca sözleşmeyi 2 yıl süreyle feshettiğini, bu kararın hukuka aykırı olduğunu, feshin sahte doktor raporuna dayanan reçeteleri işleme koymasına dayandırıldığını, doktor raporlarının hastane onayı taşıdığını, hastane yetkililerinin sahteliğini ayırt edemediği bir raporun sahte olup olmadığını ayırt etmesinin mümkün olmadığını, ayrıca … raporlarının … karneleri ile birlikte kullanıldığını, ortada bir sahtelik varsa bunun ancak … karnesini ibraz eden ve reçeteye sahte rapora istinaden ilaç yazdıran karne sahibi tarafından gerçekleştirilebileceğini, kastının bulunmadığını ileri sürerek feshin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, yapılan teftiş sonucunda hastaların haberi ve bilgisi olmaksızın sahte reçetelerin fatura edilerek kurumun zarara uğratıldığının tespit edildiğini, davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen ilk hüküm, Dairemizin ilamıyla, ceza mahkemesindeki davanın bekletici sorun yapılması gerektiğinden bahisle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılamada avansla ilgili verilen ara kararın yerine getirilmediğinden, davanın HMK’nun 115/2 maddesi gereğince dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, eczacı olduğunu, davalı tarafından sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğinden, feshin iptaline karar verilmesini istemi ile eldeki davayı açmıştır. Davalı davanın reddini dilemiş, mahkemece yargılama sürerken 01.10.2011 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK nun 448. maddesindeki “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.” hükmü gereğince, 30.12.2011 tarihli celsede, bundan sonraki muhtemel yargılama giderlerine ilişkin olarak belirlenen gider avansını yatırması için davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmiş, ancak verilen sürede gider avansı yatırılmadığını, HMK.nun 114/1-g maddesinde gider avansı dava şartı olarak öngörüldüğünü, aynı kanunun 115. maddeye göre dava şartının yargılamanın her aşamasında talep üzerine veya resen göz önünde bulundurulması mümkün bulunduğundan HMK davanın reddine karar verilmiştir. Oysaki Dairemizce 15.6.2010 tarihli 2010/5151-8636 E.K. Sayılı bozma ilamı ile ceza davasının bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi yönünden bozma kararı verilmesinden sonra mahkemece bozmaya uyulduğundan davada usulü kazanılmış hak doğmuş olup, bu durumda mahkemece, uyulan bozma kararı doğrultusunda işlem yapılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 28.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.