Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/11788 E. 2012/46497 K. 26.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11788
KARAR NO : 2012/46497
KARAR TARİHİ : 26.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala Zarar Verme, Görevi Yaptırmamak için Direnme, İftira, Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokmak

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265.maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir … için değil, görevine giren bir … için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında
değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli,doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Somut olayda; sanığın gece saat 03:00 sıralarında alkollü ve trafik güvenliği tehlikeye düşürecek şekilde araç kullandığının tespit edilmesi üzerine durumun olay tarihinde devriye görevi yapan müşteki polis memurları Haci Tepe ve …’a bildirildiği adı geçen müştekiler tarafından sanığa dur ihtarının yapıldığı, görevli polis memurlarının yanına aracı ile gelen sanığın bir anda aracını hızlandırarak olay yerinden uzaklaştığı bunun üzerine civarda görev yapan diğer müştekiler ve tanıklarında görev yaptıkları ekiplere durumu bildirdikleri ve sanığın aracının görevli polis ekipleri vasıtasıyla takibe alındığı sanığın aracı ile birlikte önü kesilmek suretiyle durdurulduğu, görevli polis memurlarından müşteki … ve …’in görev yaptıkları ekip otosundan inip sanığın aracına doğru yöneldikleri sırada sanığın aracını tekrar hareket ettirip müşteki polis memuru …’e çarparak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına sebep olduğu, müşteki …’in ise sanığa ait aracın önünden kaçarak yaralanmaktan kurtulduğu, daha sonra sanığın müşteki … un kullandığı ekip otosuna çarpıp, sol ayna camının kırılmasına ve çamurluğunun üst tarafının çizilmesine sebep olmak suretiyle zarar verdiği, ayrıca yol kenarına park etmiş sivil otolara da çarpmak suretiyle zarar verdiği ve buradan da aracı ile uzaklaştığı, sanığın aracını park edip evine girmek üzereyken, görevli polis memurları müştekiler müdahalesi ile yakalandığında, aracı kendisinin değil …’ın kullandığını beyan ederek … a iftira atmak suretiyle hakkında adli işlem yapılmasına sebep olduğu bu şekilde atılı suçları işlediğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
1-Mala zarar verme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
1-Görevi Yaptırmamak için Direnme, Trafik Güvenliği Tehlikeye Sokmak, İftira suçlarındah kurulan hükümlerin temyiz incelenmesine gelince;
Ceza Genel Kurulunun 02/03/2010 gün ve 259-47 sayılı kararında açıklandığı üzere, sanıklar hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçunun birden fazla polis memuruna karşı direnilerek hukuksal anlamda tek bir fiil ile gerçekleştirilmesi nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, tayin olunan cezanın TCK’nın 43/2.maddesi ile artırılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
Yapılan yargılamaya,toplanıp karar yerinde gösterilen dellilere,mahkeminin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine,incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın, adli sicil kaydındaki ilamların silinme koşullarının oluşması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/02/2009 gün, 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunda giderilmesi gerekken zararın maddi zarar olup, atılı suçlarda, mahkemece belirlenip ortaya konulan bir zarar miktarı da bulunmadığı, giderilecek maddi bir zarardan da söz edilemeyeceğinden, 5271 sayılı CMK’nın 231/6.maddesinin uygulama koşullarının varlığı araştırılıp tartışılmadan, “geçmişteki sabıkası ve kamu kurumuna verdiği zarar dikkate alındığında şartları oluşmadığından” biçimindeki eksik gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasanın 326/son maddesi gereğince ceza miktarı bakımından görevi yaptırmamak için direnme suçu yönünden kazanılmış haklarının saklı tutulmasına 26.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.