YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/867
KARAR NO : 2011/2354
KARAR TARİHİ : 18.04.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı-k.davacı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Asıl dava eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili, karşı dava ise gecikme nedeniyle mahrum kalınan tazminat bedelinin tahsili istemlerine ilişkin olup, mahkemece verilen ilk kararın bozulması üzerine verilen kısmen kabule dair ikinci karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan Dairemizin 15.06.2010 gün, 2009/3986 E. 2010/3408 K. sayılı bozma ilâmında, taraflar arasında sözlü olarak düzenlenmiş bir kat karşılığı inşaat sözleşmesinin bulunmadığı, davacı yanca gerçekleştirilen imalât bedeline karşılık kendisine üç adet villanın devredildiği saptandıktan sonra mahkemece, dava tarihi itibariyle gerçekleştirilen imalât bedelinin mahalli rayiçlere göre hesaplanarak bulunacak bedelden, yine aynı tarih itibariyle davacıya devredilen 3 adet villanın rayiç bedelinin saptanıp, imalât bedeli toplamından mahsubu ile kalan bedele hükmedilmesi gerektiği bildirilmiştir.
Bozmaya uyulmakla mahkemece bozma gereklerinin yerine getirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Oysa verilen ikinci karara esas alındığı anlaşılan bilirkişi kurulu raporunda, bozma ilâmında açıkça ifade edildiği halde dava tarihi itibariyle davacının gerçekleştirdiği tüm imalâtların mahalli rayiçlere göre bedeli saptanmayıp inşa edilen villaların değeri üzerinden ve sanki taraflar arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi varmışcasına davacı yanca böyle bir sözleşmede var olduğu ileri sürülen paylaşım oranı villaların bedeline uygulanarak m2 rayiç bedeli bulunmuş, sonra da bu rayice göre bulunan imalât bedelinden nasıl hesaplandığı anlaşılmayan üç adet villa değeri mahsup edilerek kalan bedel davacı alacağı olarak tesbit edilmiş, mahkemece de bozma ilâmına aykırı olduğu halde anılan rapora itibar edilerek hüküm kurma yoluna gidilmiştir.
Bunun yanında gerçekleştirilen imalâtın ekonomik bir değerinin bulunduğundan bahsedilebilmesi için inşaatın kamu düzeninden bulunan imar mevzuatı hükümlerine göre yapılmış olması da şarttır. Ne var ki yapılan incelemede villa inşaatlarının projesine, ruhsatlarına ve imar mevzuatı hükümlerine uygun olup olmadığı, aykırı ise tadilat projesi ve ruhsatı alımıyla giderilip giderilemeyecekleri, bu yönde herhangi bir işlem yapılması gereğinin olduğu anlaşılırsa bedelinin ne olabileceği gibi hususları da araştırılmamıştır.
Buna ilaveten yukarıda belirtilen bozma ilâmında ilk karara yönelik diğer temyiz itirazları reddedilmiş ise de, bu durumun mahkemenin harcı yatırılarak açılmış her dava açısından ayrıca hüküm kurma yükümlülüğünü kaldırmayacağı gözetilmeksizin kesinleştiğinden bahisle karşı dava yönünden karar verilmemesi de doğru olmamıştır.
Yine davalı-karşı davacı yanca, karşı davadaki isteme ek olarak bakiye gecikme tazminatı alacağının tahsili amacıyla ayrı bir dava açıldığı ve eldeki dava ile birleştirilmesi talep edildiği halde, karşı dava ile belirtilen davanın tarafları ve uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin aynı olduğu nazara alınarak iş bu davayla birleştirilmesine karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Şu halde mahkemece yapılacak iş; davalı-karşı davacı yanca gecikme tazminatına ilişkin olarak açılan ek dava ile iş bu davanın birleştirilmesi suretiyle Dairemiz bozma ilâmında açıklandığı gibi, gerçekleştirilen tüm imalât tutarının dava tarihindeki mahalli rayiçlere göre hesaplattırılarak bundan yine aynı yerde yapılan ve davacıya verildiği anlaşılan üç adet villanın aynı tarihdeki mahalli rayiçleriyle bulunacak bedelinin mahsup edilmesi, imalât bedeli tesbit edilirken yukarıda değinildiği üzere proje, ruhsat ve imar mevzuatına aykırılık olup olmadığının denetlenmesi, imalâtta belirtilen hususlara bir aykırılık olduğu saptandığı taktirde aykırılığın giderilmesi mümkün ise, bunun bedelinin de hesaplattırılıp davacı alacağından indirilmesi, giderilemeyecekleri anlaşıldığı takdirde ise imalât bedeli hesabında dikkate alınmaması ve her bir dava hakkında müstakil şekilde hüküm kurulması olmalıdır.
Değinilen hususlar nazara alınmaksızın hükmüne uyulan bozma ilâmına aykırı şekilde ve eksik incelemeyle karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı-k.davacı …’a geri verilmesine, 18.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.