YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4723
KARAR NO : 2011/4807
KARAR TARİHİ : 20.07.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, ödendiği ileri sürülen iş bedelinin iadesi ve maddi tazminatın tahsili istemiyle açılmış, mahkemece, 19.428,07 TL için açılan davanın konusu kalmadığından buna ilişkin esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, 1.026,66 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Yanlar arasında 12.03.2008 tarihli adî yazılı sözleşme yapılmıştır. Davalı yüklenici, davacıya ait dairedeki inşaat işlerinin yapımını, 26.000,00 TL götürü bedel karşılığı yüklenmiştir. Sözleşmeye göre; işin, yüklenici tarafından işsahibi davacıya 30.05.2008 tarihinde teslimi kararlaştırılmış olduğu halde davacının Ankara 25. Noterliği aracılığıyla gönderdiği ve 17.06.2008 tarihinde davalıya tebliğ olunan ihtarnamesi ile ihtarın tebliğinden itibaren sözleşme konusu işin 15 gün içinde yapılması için yüklenici davalıya süre verilmiştir. Dava ise, 08.08.2008 tarihinde açılmıştır. Davada yapılmayan işin bedeli olan ve yükleniciye ödenen iş bedelinin iadesi de istenmiş olduğuna göre, dava tarihi itibariyle davacı tarafından, sözleşmenin feshine ilişkin irade açıklamasının davalıya bildirilmiş olduğunun kabulü gerekir. Çünkü, sözleşmenin feshine ilişkin irade beyanı, tek taraflı bozucu yenilik doğuran haklardan olup, karşı tarafa ulaşmasıyla hüküm doğurur.
Davacı iş sahibi, yanlar arasındaki sözleşmenin feshinde haklı olduğu anlaşılmakta ise de; Borçlar Kanunu’nun 108. maddesi hükmü gereğince, sözleşmeyi bozan alacaklı, kendine düşen borcu ödemekten kaçınabilir ve yapmış olduğu ödemeyi de geri isteyebilir. Bundan başka, eğer borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini kanıtlayamazsa, alacaklı sözleşmenin geçersiz kalmasından … zararının tazminini de isteyebilir. Bu hukuksal
sebeple davacı, sözleşmede değişik bir düzenleme olmadığından ancak gerçekleşen menfi zararının tazminini talep edebilir. Somut olayda ise, davacının ödediğini ileri sürdüğü kira tazminatı, onun “menfi zararı” kapsamındadır. Davalı yüklenici, az yukarıda açıklandığı üzere; 03.07.2008 tarihinde borçlu temerrüdüne düşürülmüş ve yanlar arasındaki sözleşmede dava tarihi itibariyle fesih olunmuştur. O halde, belirtilen bu tarihler arasındaki süre için kira tazminatı niteliğinde davacının menfi zararının belirlenip mahkemece hükmedilmesi gerekirken, daha fazla bir süre için kira tazminatının tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır.
Diğer yandan, 01.09.2008 tarihi itibariyle ve deliller toplanmadan dava konusu 19.428,07 TL tutarındaki alacağın davalı tarafından davacıya ödendiği ve buna ilişkin davanın konusuz kaldığı sabit olduğu halde; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 6/I. maddesi gereğince, hesaplanacak vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, belirtilen alacağın tamamı üzerinden nispi vekâlet ücretinin hesaplanıp takdiri ile davalıdan alınmasına karar verilmesi de doğru değildir. Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; 2. bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 20.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.