YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1063
KARAR NO : 2011/2100
KARAR TARİHİ : 06.04.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı … vekili ve davalı … tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, … 1. Noterliğince düzenleme şeklinde yapılan 22.05.1998 tarihli Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin feshi ile yüklenici tarafından üçüncü kişilere satışı yapılan bağımsız bölümlere ilişkin tapu kayıtlarının iptâli ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı … vekili ile davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
… 1. Noterliğince doğrudan düzenlenen 22.05.1998 tarih ve 19768 yevmiye numaralı “Düzenleme Şeklinde Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” Borçlar Kanununun 355. maddesinde tanımlanan eser sözleşmesinin bir türü olup, karşılıklı hakları ve borçları içeren tam iki yanlı sözleşmelerdendir. Bu sözleşme, eldeki davayı vekili aracılığıyla açtıktan sonra yargılama sırasında 28.02.2008 tarihinde sözleşmeden doğan haklarını davacı ….’a devreden … ile dava dışı … ve … tarafından arsa sahibi, davalı … Sanayi Turizm ve Ticaret Limited Şirketi tarafından da yüklenici sıfatları ile imzalanmıştır. 25.02.2008 tarihinde … tarafından açılan eldeki temyize konu davada, 22.05.1998 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ile yüklenici şirket tarafından davalı üçüncü kişilere devredilen tapu kayıtlarının iptâli istenmiştir.
Türk Medeni Kanununun 692. maddesi gereğince, paylı taşınmaz malın özgülendiği amacın değiştirilmesi, korumanın veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi olağanüstü tasarruflardan sayıldığından, oybirliği ile aksi kararlaştırılmış olmadıkça, bütün paydaşların kabulüne bağlıdır. Anılan Yasa hükmüne uygun şekilde yapılan sözleşmenin feshi ya da iptâli davası da “olağanüstü tasarruf” niteliğinde olduğundan, tüm paydaşların birlikte dava açması veya açılan davaya onay vermesi, vermedikleri durumda davada taraf olmalarının sağlanması zorunludur.
Somut olayda, yukarıda sözü edilen kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tüm tarafları ve zemin kat 1 nolu bağımsız bölümü yüklenici şirketten satın aldıktan sonra 21.08.2001 tarihinde davalı …’e satan Engin Kalfa davada taraf olarak yeralmamaktadır. Oysa,
sözleşmeyi arsa sahibi olarak imzalayan …, yüklenici ile imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshini dava ettiğinden, az yukarıda hükmüne yer verilen Türk Medeni Kanununun 692. maddesi uyarınca, tapuda pay sahibi olan tüm paydaşların davada taraf olmaları zorunludur. Bu husus kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece re’sen gözetilmesi gerekir.
Diğer yandan, 22.05.1998 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile üzerine inşaat yapılması kararlaştırılan … ili … mahallesi … pafta, … ada … parsel sayılı taşınmazda … Belediyesinin de 513/2400 oranında hissedar olduğu ve belediye ile davalı yüklenici şirket arasında 30.04.1998 tarihinde ayrıca bir kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Tapuda hissedar olan dava dışı … Belediye Başkanlığı’nın da davada taraf olması gerekir ise de, anılan belediye tarafından yüklenici şirket aleyhine 26.12.2001 tarihinde, 30.04.1998 tarihli sözleşmenin feshi istemiyle … Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada, sözleşmenin feshine karar verilip, verilen karar da kesinleştiğinden, … Belediye Başkanlığı’nın temyize konu eldeki davada ayrıca taraf olmasına gerek bulunmamaktadır.
O halde mahkemece yapılacak iş, 22.05.1998 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesini arsa sahibi olarak imzalayan ve 19.02.2001 tarihinde vefat ettiği dosyada bulunan Eskişehir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 25.02.2008 tarihli veraset ilâmından anlaşılan … ‘in mirasçısı … ile arsa sahibi …’un ve ayrıca taşınmazdaki zemin kat 1 nolu bağımsız bölümü davalı …’e devreden …’nın Türk Medeni Kanununun 692/I. maddesine göre davaya muvafakatlerini sağlamak, bu mümkün olmadığı taktirde adı geçenler hakkında bu dava ile birleştirilmek üzere dava açmak için davacıya süre verilip, bu davanın tarafı olmalarını temin etmek, bu şekilde taraf teşkili yapıldıktan sonra işin esasını incelemekten ibarettir.
Mahkemece taraf teşkili sağlanmadan işin esası incelenmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, fazla alınan temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden davalı … ve davalı …’e geri verilmesine, 06.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.