YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2251
KARAR NO : 2011/2368
KARAR TARİHİ : 19.04.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, Borçlar Yasası’nın 355 ve devamı maddelerinde tanımlanan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptâli, takibin devamı ve %40 icra inkâr giderimi istemine ilişkindir.
Yerel mahkemede görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Eser sözleşmesi taraflara karşılıklı haklar ve borçlar yükleyen bir iş görme aktidir. Yüklenici yapımını üstlendiği eseri teknik ve sanatsal ilkelere, sözleşmeye ve amaca uygun olarak imâl edip iş sahibine teslim etmekle, iş sahibi de kararlaştırılan bedeli ödemekle mükelleftirler.
Dava konusu somut olayda davalı yüklenici şirket bir adet 6 istasyonlu, 2 torna, 2 adet 3 eksenli ünite, testere ünitesi ve otomatik yükleme magazinli transfer tezgahını imâl edip 15.01.2005 tarihinde davacı iş sahibi şirkete teslim etme işini üstlenmiştir. Yanlar arasında 14.10.2004 tarihli hususi nitelikte sözleşme düzenlenmiş, işin bedeli 130.000,00 TL garanti süresi bir yıl olarak belirlenmiş, 55.000,00 TL’sinin nakit, geri kalan bedelin taksitler halinde ödeneceği kararlaştırılmıştır. Anlaşma gereği 55.000,00 TL peşin ödeme yapılmıştır. Ancak davalı yüklenici süresi içerisinde edimini ifa etmemiştir. Bunun üzerine davacı iş sahibi şirket, … 11. Noterliğin’de düzenlenen 15.07.2005 tarih 6127 sayılı ihtarnameyi göndererek sözleşmeye konu makinenin iş bu ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde tam, eksiksiz ve çalışır vaziyette teslim edilmesini ihtar etmiştir. Tanınan bu süre içerisinde edim yine ifa edilmeyince aynı noterlikte düzenlenen 09.09.2005 tarih 6679 sayılı ihtarname gönderilerek sözleşme feshedilmiş, peşin ödenen 55.000,00 TL’nin ödeme gününden itibaren reeskont faizi ile birlikte iadesi istenmiştir. Bilahare bu para 05.09.2005 tarihinde davacı iş sahibi şirketin Halk Bankası A.Ş.’nin …-… Şubesindeki hesabına gönderilmiştir.
Bundan sonra davacı … İcra Müdürlüğü’nün 2005/4123 Esas sayılı dosyasında yapılan icra takibinde 13.024,00 TL alacak isteminde bulunmuştur. Davalı yüklenicinin itirazı üzerine takip durmuştur. Eldeki bu davada itirazın iptâli ile takibin devamı ve %40 icra inkâr giderimi tayini istenmiştir. Yerel mahkemede yapılan yargılama sürecinde sözleşme, ihtarnameler, icra müdürlüğü dosyası getirilmiş, tarafların gösterdikleri kanıtları da toplandıktan sonra dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmış, rapor ve ek raporlar alınmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucu davacının asıl alacağı menfi zarar tutarı 10.000,00 TL, işlemiş faiz 289,32 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkemece de belirlenen 10.289,32 TL miktar üzerinden itirazın iptâline, takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Davacı icra takibinde 13.024,00 TL alacak isteminde bulunmuşsa da alacağın dayanağı somut verileri göstermemiştir. Yargılama sırasında verdiği 13.01.2006 tarihli dilekçesinde icra takibine konu olan alacağı kalem kalem açıklamıştır. Buna göre peşin ödenen 55.000,00 TL’nin davalı şirket uhdesinde karşılıksız olarak kaldığı süre içerisinde elde edilecek olan her türlü semereler, ticari reeskont faizi vs. için 11.390,90 TL, ana paranın zamanında ödenmemesi nedeniyle 904,00 TL ticari faiz, sözleşmenin ifası ve feshine yönelik olarak satın alınan ve davalıya teslim edilen parçaların bedeli 642,00 TL, noter ve posta masrafları 87,10 TL olduğunu ifade etmiştir. Faiz yönünden konu değerlendirildiğinde Borçlar Yasası’nın 113. maddesi uyarınca asıl borç tediye ile veya sair bir suretle sakıt olduğu takdirde kefalet ve rehin ve sair fer-i haklar dahi sakıt olur.
Evvelce işleyen faizleri talep hakkının mahfuz bulunduğu beyan edilmiş veya hâl icabından neşet eylemiş olmadıkça bu faizler talep olunamaz. Menfi zararla ilgili temel ilke ise akdi haklı olarak fesheden ve kalan işi ikinci defa ihale eden iş sahibi, sözleşmesinde bu konuda açık bir hüküm bulunmadıkça sözleşmeye konu ilk ihale ile ikinci ihale arasındaki farkı değil yapılan ilk ihalede varsa teklif vermiş sair taliplerin fiyatı, yoksa o tarih itibariyle rayiç fiyatları ile ikinci ihale arasındaki farkı talebe hakkı olduğudur.
Yukarıdan beri yapılan açıklamalar ışığında konu ele alınıp somut olaya dönüldüğünde; davacı iş sahibi şirket davalı yüklenici ile aralarında düzenledikleri sözleşmeyi feshetmiştir. Bu aşamadan sonra davacı sadece menfi zararlarını isteyebilir, ayrıca müspet zararların da talep edilebilmesi için sözleşmede bu konunun hükme bağlanması gerekir. Davacının icra takibinde istediği ve 13.07.2006 tarihli dilekçesinde kalem kalem açıkladığı hususlardan her türlü semere olarak bahsedilen 11.390,90 TL müspet zarar niteliğindedir. 642,00 TL parça bedeli hükümde nazara alınmamıştır. 87,10 TL noter ve posta giderleri yargılama masrafları kapsamında değerlendirilmiştir. Zaten bu konu temyiz nedeni de yapılmamıştır. O halde davacının müspet zarara ilişkin istemi bulunmamaktadır. HUMK’nın 74. maddesi uyarınca Türk Medeni Kanunu ile muayyen hükümler mahfuz olmak üzere hakim her iki tarafın iddia ve müdafaalarıyla bağlı olup ondan fazlasına veya başka birşeye hüküm veremez, bu bakımdan yerel mahkemece anılan yasal ilkeler gözetilmeksizin talep edilmediği halde 10.000,00 TL menfi zarara hükmedilmesi isabetli olmamıştır.
Diğer yandan davacı iş sahibi şirket peşin ödediği 55.000,00 TL bedeli bir müddet sonra geri almıştır. Davalı yönünden asıl borç sona ermiştir. Asıl borç ödeme veya başka bir şekilde sona ermiş ise; kefalet, rehin ve diğer fer-i haklar da sona erer. Daha önce işlemiş olan faizler, bu hâl sözleşmede kararlaştırılmış veya durumlardan çıkarılmış olmadıkça talep edilemez. O halde mahkemece 289,32 TL işlemiş faize hükmedilmesi de usul, yasaya ve yönteme aykırı olmuştur.
Tüm bu yönler gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 19.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.