YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11627
KARAR NO : 2022/5530
KARAR TARİHİ : 24.03.2022
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda; ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi üzerine bölge adliye mahkemesinin yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmünün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekilince istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, 4721 sayılı TMK’nın 1007. maddesi uyarınca tazmini ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davanın maddi tazminat yönünden kısmen kabulüne, manevi tazminat yönünden ise reddine ilişkin olarak verilen karara karşı, davacı ve davalı Hazine vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce davacı yönünden esastan reddine, davalı Hazine yönünden ise kabulü ile HMK’nın 353/1-b-3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararı kaldırarak davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; dava konusu Mucur İlçesi, Solaklı Mahallesi, 342 ada, 30 parsel sayılı taşınmazın Mucur Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/3 Esas sayılı satış dosyası kapsamında gerçekleştirilen açık artırma ile 1290,00 m2 yüzölçümü ile satın aldığını satış dosyasında Tapu Müdürlüğü tarafından gönderilen tapu kayıtlarında taşınmazın 1290 m² yüzölçümünde olduğu bu alan üzerinden kıymet takdir raporunun düzenlenip, satış ilanlarının yapıldığı, 19/10/2017 tarihinde açık artırma yolu ile 1290 m² olarak davacıya satışının yapıldığı, ancak tapuda tescil işlemleri sırasında dava konusu taşınmazın yüzölçümünün 457,00 m2 olduğunun anlaşıldığı ve bu alan üzerinden davacı adına tescil işleminin yapıldığı, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesinden verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak 18.02.2011 tarihli imar uygulamasının sicile yansıtılması nedeniyle 4721 sayılı Yasa’nın 1007. maddesi uyarınca Tapu Sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklanan sorumluluk şartları oluşmadığı kabul edilerek davanın reddine ilişkin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-3 maddesi uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olmadığından usul ve yasaya uygun olan hükmün HMK’nın 370. maddesi gereğince ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 24/03/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.