YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4102
KARAR NO : 2011/6241
KARAR TARİHİ : 27.10.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Uyuşmazlık Borçlar Kanunu’nun 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmakta olup asıl davada; haksız fesih nedeniyle uğranılan zararlar ile kâr kaybının tahsili, birleşen davada ise; teminat mektubunun iadesi istenmiş, mahkemece kısmen kabule dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında … Sanayi A.Ş’nin tahmil, tahliye ve torbalama işlerinin yapımı konusunda 01.06.2005 günlü sözleşmenin düzenlendiği çekişme konusu olmayıp davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.
Asıl davada, sözleşmenin davalı yanca haksız gerekçelerle feshedildiği ileri sürülerek bu nedenle uğranılan zararların tazmini ile oluşan kâr kaybının tahsili talep edilmiştir. Mahkemece de yapılan yargılama sonucu feshin haksız olduğu sonucuna varılarak istek kısmen hüküm altına alınmıştır. Sözleşmenin davalı yanca 31.12.2005 tarihi itibari ile, davacının işleri zamanında ve layıkıyla yerine getirememesi sebebiyle feshedildiği anlaşılmakta olup esasen “ihbar ve fesih” başlıklı 6. maddenin 6.3 bendinde davalının hiçbir gerekçe göstermeksizin tek taraflı fesih hakkının bulunduğu, davacının da bu durumda hiçbir şekilde zarar, ziyan, tazminat veya herhangi bir hak talebinde bulunmayacağının kararlaştırıldığı görülmektedir. Davacı, sözleşmenin bu hükmünden dolayı iradesinin fesada uğratıldığını iddia edip kanıtlayamamıştır. Bu durumda tarafların serbest iradeleriyle kararlaştırdığı bu hükme istinaden davalının fesih yetkisini kullanmasında yasaya aykırı bir
yön bulunmadığı gibi davalının sözleşmede yazılı bu yetkiyi kullandığı için kötüniyetli olarak kabul edilmesi de mümkün değildir. Kaldı ki dosya kapsamındaki belgelerden davacının çalıştırdığı işçilerin iş akitlerini haksız yere feshetmesi nedeniyle kendisi ile birlikte davalı aleyhine çok sayıda dava açıldığı ve bundan ötürü iş sahibinin yüklenici ile birlikte alacak ve tazminat ödemeye mahkum edildiği saptanmış olmakla bu hususun dahi tek başına haklı fesih nedeni olduğunun kabulü gerekmektedir. Şu halde haklı feshi nedeniyle davalının tazminat ve kâr kaybı ödemekle yükümlü tutulması mümkün bulunmadığından asıl davanın reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Birleşen dava yönünden ileri sürülen temyiz itirazlarına gelince; sözleşmenin 12.3 maddesinde, yüklenici tarafından işin gereği gibi ifa edilmemesi veya sözleşmeye aykırı davranılması veya yüklenicinin kusuru sebebiyle sözleşmenin iş sahibince feshi halinde kesin teminatın herhangi bir ihtara veya hüküm alınmasına gerek olmaksızın cezai şart olarak irat kaydedileceği ve iş sahibinin bu yüzden varsa zararlarını yükleniciden ayrıca talep edebileceği öngörülmüştür. Madde metninden açıkça anlaşılacağı üzere irad kaydedilecek kesin teminat cezai şart olarak kabul edilmiştir. Bu durumda davalı iş sahibinin feshi yukarıda izah edildiği gibi haklı olduğundan kesin teminatın cezai şart niteliğinde olmak üzere davalıda kalması gerektiğinden davacıya iadesine hükmedilmesi de uygun bulunmamıştır.
Değinilen hususlar dikkate alınmaksızın hatalı değerlendirme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 27.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.