YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1939
KARAR NO : 2011/2072
KARAR TARİHİ : 05.04.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, taraflar arasında düzenlenen 15.09.2004 günlü “Taşınmaz Kira Sözleşmesi”nden kaynaklanmış olup, yapılan sözleşmenin feshi nedeniyle doğduğu ileri sürülen kâr kaybı alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vâki itiraz üzerine itirazın iptâli ve takibin devamı istenilmiş, takibe konu miktarı aşan kısım için ise alacağın tahsili isteminde bulunulmuş, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Taraflar arasında düzenlenen 15.09.2004 günlü sözleşme ile davacının sözleşme tarihinden itibaren 2 yıl içinde sözleşmeye konu taşınmaz üzerine henüz projesi belli olmayan prefabrik yapı ya da yapılar inşa edeceği, inşaatın bitiminden itibaren de bu yerleri 5 yıl süre ile işleteceği, elde edilecek kazancın gösterilen şekilde paylaştırılacağı kararlaştırılmış, özellikle 7. maddede taşınmazın satılması halinde davalının davacının yaptığı masraflarla birlikte mahrum kalacağı kârı tamamen karşılayacağı ifade edilmiştir. Sözleşmenin düzenlenmesinden sonra yapıların inşa edilip işletmeye tahsis edileceği, taşınmazın davalı arsa malikince 01.12.2004 tarihinde dava dışı üçüncü bir şahsa satıldığı anlaşılmış, davacı yan da belirtilen bu hususu sebep göstererek mahrum kaldığı kârın tahsili için icra takibi başlatmış, takipte talep konusu yapılmayan yine kâr mahrumiyeti niteliğindeki bedelin ise ayrıca tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davacı yanca inşaat için belediyeye başvurulmadığı ve arsa üzerinde herhangi bir çalışma yapılmadığı, kaldı ki belediyeden gelen cevap içeriğine göre sözleşme konusu prefabrik iş yerlerinin başlangıçtan itibaren uygulanma ihtimâlinin olmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Sözleşme tarihinden yaklaşık iki buçuk ay sonra sözleşme konusu taşınmazın davalı yanca üçüncü kişiye satılarak sözleşmeye son verildiği çekişme konusu değildir. Her ne kadar sözleşme ile taşınmaz üzerinde yapılar inşa edilmesi için davacı yana iki yıllık bir süre tanınmış ise de, sözleşmenin düzenlenmesinden çok kısa bir süre sonra taşınmaz satılmış olduğundan artık davacıdan bu yerde inşaat yapmasının beklenmesi mümkün değildir. O halde akdin bozulmasına davalı yanca kusurlu şekilde son verildiğinin kabulü zorunludur.
Bunun yanında dosya kapsamında mevcut 13.01.2009 tarihli belediyeden gönderilen yazıya göre taşınmazın satışından sonra üzerine başka bir inşaatın yapıldığı, dolayısıyla artık parsel üzerine imar mevzuatına göre prefabrik işyeri yapılmasının mümkün olmadığı bildirildiği halde mahkemece bu yazının akdin inikadı tarihinde dahi imkânsızlık varmış gibi değerlendirilerek bu gerekçeye dayanılıp hüküm oluşturulması da yerin de görülmemiştir. Mahkemece sözleşme tarihindeki imar durumuna göre sözleşme ile kararlaştırılan yapıların inşasının mümkün olup olmadığı hususu ise araştırılmış değildir.
Bu durumda ilgili belediyesinden sözleşme tarihi itibariyle yapımı kararlaştırılan prefabrik yapıların inşasının mümkün olup olmadığının sorularak mümkün olmadığının bildirilmesi halinde şimdiki gibi davanın reddine karar verilmesi, mümkün olduğunun bildirilmesi halinde ise davalının akdi son vermede kusurlu olduğu nazara alınarak sözleşmedeki koşullardan hareketle davacının talep edebileceği kâr kaybının konu hakkında uzmanlığı bulunan bir bilirkişi kuruluna hesaplattırılarak davalı yanca yapılan 100,00 TL’lik ödemenin bulunacak bedelden düşülmesi suretiyle varılacak sonuç çerçevesinde bir hükme varılması gerekirken hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde red kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 05.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.