Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/10155 E. 2021/6727 K. 13.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10155
KARAR NO : 2021/6727
KARAR TARİHİ : 13.10.2021

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Davacı … vekili tarafından, davalı … aleyhine 17/01/2019 gününde verilen dilekçe ile konut sigortasından kaynaklı tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; açılan davanın reddine dair verilen 27/02/2019 günlü kararın istinaf incelemesinde; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair verilen 01/10/2020 günlü … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının …’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
-KARAR-
Davacı vekili; davacı ile davalı arasında 25/02/2016 – 25/02/2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere konut sigorta poliçesi tanzim edildiğini, … Valiliği’nce il merkezinde meydana gelen terör olayları nedeniyle 14/03/2016 tarihinde sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini, can güvenlikleri olmadığı için evden ayrıldıklarını, çıkan olaylarda evinin zarar gördüğünü, 14/11/2016 tarihinde sokağa çıkma yasağının kalkması ile birlikte davalı … şirketine ihbarda bulunulduğunu, ancak zararının tazmin edilmediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 8.000,00 TL maddi zararın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davaya konu olan taleplerin zamanaşımına uğradığını, belirsiz alacak davası açılamayacağını, yasal süre içerisinde ihbarda bulunulmadığını, TTK’nun 1435. maddesi gereğince hasarın teminat dışında kaldığını, zira davacının sözleşme yapıldığı sırada bildiği ve bilmesi gereken hususları bildirmediğini, sözleşme öncesinde dürüst davranmadığını, olayların çakacağını bildiği için sokağa çıkma yasağının başladığı tarihten 19 gün önce sözleşmeyi yaptığını, davacının sigortalı evi terk etmiş olmasının sigortalanabilir menfaatin ortadan kalkmış olduğunu gösterdiğini, davacıya devlet kurumları tarafından sulh yolu ile ödeme yapılmış olduğunu, poliçedeki, terör kapsamına giren hasarlarda ödenecek
miktarın %5’i oranında tenzili muafiyet uygulanacağı hususunun nazara alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1420.maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin 30.12.2018 tarihi itibariyle dolmuş olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, … Bölge Adliye Mahkemesi’nce istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, konut sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
… ilinde yaşanan terör olayları nedeni ile 14.03.2016 tarihinde sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş ve bu yasak 14.11.2016 tarihinde kaldırılmıştır.
Mahkemece, gerçek zararın öğrenildiği (sokağa çıkma yasağının kalktığı) 14.11.2016 tarihinde davalı … şirketine ihbarın yapıldığı kabul edilerek, 14.11.2016 tarihine (6102 sayılı TTK’nın 1427.maddesinin 1.fıkrası uyarınca) eklenen 45 günlük sürenin sonu olan 30.12.2016 tarihinde alacağın muaccel olduğu, davanın 17/01/2019 tarihinde açılmış olmasına göre, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1420.maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin 30.12.2018 tarihi itibariyle dolmuş olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilince, hasar ve teminatla ilgili bilgilenme amaçlı davalı yetkilileri çeşitli iletişim araçları (sözlü, mail, SMS) marifetiyle aramalarına rağmen, devamlı şekilde şirket yetkililerince araştırmaların ve işlemlerin devam ettiği, beklemeleri gerektiğinin taraflarına bildirildiği ve eksper raporlarının davacıya tebliğ edilmediği iddia edilmiştir.
Sigorta şirketinin, oyalama kastı ile sigorta tazminatını ödeyeceği konusunda sigortalısında bir inanç yaratarak zamanaşımı süresinin bitimini müteakip zamanaşımı def’inde bulunmasının iyi niyet kurallarına aykırı bir davranış olduğu aşikar olduğu gibi bunun varlığının tespiti halinde MK 2.maddesi uyarınca zamanaşımı def’ine dayanma hakkının da yitirilmesi sonucu doğacaktır.
Buna göre, davacı vekilinin temyiz dilekçesi ekinde sunmuş olduğu belgeler, yazışmalar, görüşme kayıtları davalı … ve ilgili birimlerden doğrulatılarak, davacıda sigorta tazminatının ödeneceğine dair bir inancın yaratılıp yaratılmadığı, davalının ödeme konusunda alacağı zamanaşımına uğratma gayesiyle davacıyı oyalama kastı olup olmadığı ve talebi sürüncemede bırakarak ödeme yapmaktan kaçınıp kaçınmadığı konusunda yapılan araştırma yetersizdir.
Açıklanan nedenlerle yukarıdaki iddialar araştırıldıktan sonra davalı vekilinin zamanaşımı definin değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın zamanaşımına uğradığından bahisle reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA; Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 13/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.