Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/16393 E. 2011/4866 K. 30.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16393
KARAR NO : 2011/4866
KARAR TARİHİ : 30.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı vekili müvekkili banka ile dava dışı … arasında kredi kartı sözleşmesi imzalandığını, davalının da bu sözleşmeye kefil sıfatıyla imza attığını, borcun borçlularca ödenmemesi nedeniyle icra takibi yaptıklarını, davalının borca itiraz ederek icra takibini durdurduğunu ileri sürerek, kredi sözleşmesine istinaden toplam 7.243,16 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, asıl borçlu adına kredi kartı tanzim edilirken davalının kredi sözleşmesine kefil sıfatıyla imza attığını, kredi kartı limit arttırımları konusunda kendisine bilgi verilmediğini, iyi niyetli olarak kefil olduğu 70,00 TL lik miktarı bankaya yatırdığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki ihtilaf, davacı bankadan alınıp kullanılan kredi kartı borcundan kaynaklanmaktadır. 1 Mart 2006 tarihinde yürürlüğe giren 5464 sayılı Banka Kredi Kartları Kanunu’nun 44/2. maddesi “Kart çıkaran kuruluşlar tarafından kart hamilleri aleyhine açılan davalarda 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun görev ve yetkiye ilişkin hükümleri uygulanır” hükmünü getirmiştir. Bu madde hükmü ile kart çıkaran kuruluşlar tarafından açılan davanın genel mahkemelerde görüleceği belirtilmiştir. Yargılama usulüne ilişkin olan kanunlarda yapılan değişiklikler, yasada aksine bir hüküm yoksa yürürlüğe girdikleri andan itibaren hüküm ifade ederler ve derdest olan tüm davalara da uygulanırlar. Kanundan da bu değişikliğin uygulanabileceği zaman yönünden bir açıklama bulunmadığından henüz sonuçlanmamış olan tüm davalarda uygulanması gerekir. Görev kamu düzeni ile olup, yargılamanın her safhasında ve resen nazara alınmalıdır. Görev konusunda usulü müktesep hak da olmaz. Öyle olunca kredi kartı çıkaran kuruluş olan davacı banka tarafından açılan bu davanın, genel mahkemede görülmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 30.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.