YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2623
KARAR NO : 2011/4074
KARAR TARİHİ : 30.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.06.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmü 125 ada 12 parsel maliki davalı … temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta; 122 ada 30 parsel sayılı taşınmaz maliki …, 122 ada 39 parsel sayılı taşınmaz maliki Nazlı Uzun, 172 ada 40 parsel sayılı taşınmaz maliki Haşmet Ateş ve 172 ada 37 parsel sayılı taşınmaz maliki … tarafından aynı dava dilekçesi ile davalılara ait aynı parsellerden geçit hakkı kurulması istenmiştir.
Mahkemece, davacıların bu talepleri doğrultusunda hangi parseller üzerinden geçit hakkı kurulduğu belirtilmeksizin hükümde A+B+F+E+G+H+İ+K harfleri ile gösterilen kısımlardan geçit hakkı kurulduğu belirtilmiştir.
Davacılar farklı parsel malikleri olup, her bir davacıya ait talep değerlendirilirken geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalardaki ilkelerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekeceğinden 4 ayrı parsel malikinin tek bir dava dilekçesi ile dava açıp, mahkemece de bu doğrultuda infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır.
Diğer yandan, hüküm kurulurken “kesintisizlik” ilkesine aykırı hareket edilmiştir. Dosya arasındaki bilirkişi rapor ve ekindeki krokide, davacıların parsellerinin bağlandığı yoldan önce “ark” görülmektedir. Bu kısımdan hangi surette geçit hakkı kurulacağı hükümde ve hükmün gerekçesinde açıklanmamıştır. Yine, hüküm kurulurken dosya arasında birden fazla bilirkişi raporu bulunduğu halde; hükme esas alınıp 2 no’lu seçenek diye adlandırılan bilirkişi raporunun hangi tarihli bilirkişi raporu olduğu belirtilmemiştir.
Ayrıca, yargılama harç ve giderlerinin yukarıda belirtilen ilkelere aykırı olarak davalılara yüklenmiş olması da bir diğer bozma nedenidir.
Karar açıklanan bu nedenlerle bozulmalıdır.
Kabule göre de; üzerinden geçit hakkı kurulan 31 no’lu parselin maliki … hakkında usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı ve … adlı şahsın da davalı taşınmazlardan herhangi birinin maliki olmadığı halde davada davalı olarak gösterilmeleri isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 30.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.