YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1201
KARAR NO : 2011/3034
KARAR TARİHİ : 18.10.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının Bayramyeri Denizli Şubesinde 15.10.2007 başlangıç tarihli belirsiz süreli iş akdi ile şube müdürü olarak göreve başladığını, ekonomik kriz gerekçesi ile 31.01.2009 tarihi itibari ile iş akdinin 09.01.2009 tarihinde iş akdi devam ederken fesih edildiğini, işverenin hazırlamış olduğu ibranamenin imzalanması ve dava açmaması koşulu karşılığında kıdem ve ihbar tazminatı ile 2 aylık ücreti tutarında ekstra ödeme yapılacağının ve 31.01.2009 tarihine kadar ücretli izinli olduğunun bildirildiğini, davacının davalı işverence hazırlanan 08.01.2009 tarihli protokolü ve ibranameyi yasal haklarını alabilmek ve maddi olarak sıkıntıya düşmemek için baskı altında 19.01.2009 günü imzalamak zorunda kaldığını, iş akdinin haksız ve geçerli nedene dayanmayan sebeple fesih edildiğini belirterek davalı işverence feshin geçersiz olduğunun tespitine davacının işe iadesine ve işe başlatmama halinde ödenecek ücret ve alacaklarının ve diğer alacaklarının ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin tarafların karşılıklı anlaşması ile sona erdirildiğini davalı bankanın davacının incelemesine sunmuş olduğu protokolün davacının iddia ettiği gibi fesih bildirimi olmadığını, davacının protokolü baskı altında ve imzalamaması halinde yasal haklarını alamayacağı tehdidi ile imzalamasının gerçek dışı olduğunu, ikale nedeninin işletmesel karar olduğunu ve bu kararın uygulandığını davacının işe iade talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme tarafından, davacının davalı bankanın Denizli Bayramyeri şubesinde müdür olarak çalışmakta iken iş sözleşmesi 08.01.2009 tarihinde karşılıklı anlaşma ile sona erdirilmek istendiği ancak davacı bu sözleşmeyi imzalamadığı süre istediği 19.01.2009 tarihinde bireysel iş sözleşmesinin karşılıklı sona erdirilmesine ilişkin protokol ile davacının iş akdinin sona erdirildiği, taraflar arasındaki protokolün fesih yanında işçinin işçilik haklarında ödenmesini içerdiği, bu hakların ödenmesinin bu sözleşmenin imzalanmasına
bağlanıldığı, davacının 19.01.2009 tarihli protokolü imzalamak zorunda bırakıldığı, davalı işyerinin davacı üzerinde ekonomik ve sosyal üstünlüğünü kullandığı karşılıklı anlaşma yolu ile fesih konusunda davacının gerçek iradesinin bulunmadığı, davalı işverenin iş güvencesi hükümlerini bertaraf etmek için bu yönde uygulama yaptığı anlaşıldığı gibi 4857 sayılı 21 son maddesi uyarınca ibra ve feragatnamenin davacının iş akdi devam ederken alınmış olması dolayısı ile geçersiz olduğundan, geçerli olmayan ibra ve feragatnameye dayalı karşılık anlaşma ile iş sözleşmesinin sona erdirilmesi de geçersiz olacağından, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından tek taraflı haksız olarak fesih edildiğinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir .
İş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunun 18 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir nedenle sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.
İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması nedeniyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse yasal tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatın sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Somut olayda, bireysel iş sözleşmesinin karşılıklı sona erdirilmesine ilişkin 08.01.2009 tarihli protokol düzenlendiği, protokol ile davacıya ekstra ödeme yapılması öngörüldüğü ve davacı tarafından imzalandığı anlaşılmıştır.
Davacının iş akdinin protokol ile sonlandırıldığı, davacıya ihbar ve kıdem tazminatları ödendiği gibi ekstra ödeme yapıldığı, davacının iş akdinin sonlandırılmasına yönelik talebinin irade fesadına uğradığını kanıtlayamadığından, iş akdinin tarafların karşılıklı irade beyanı ile fesih edilmesi karşısında işe iadesine karar verilmesinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır . 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-) Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-) Davanın REDDİNE,
3-) Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-) Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-) Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)Davalı tarafından yatırılan temyiz harcının istek halinde kendisine iadesine ,
Kesin olarak oy birliğiyle 18.10.2011 tarihinde karar verildi.