YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2353
KARAR NO : 2021/14317
KARAR TARİHİ : 16.11.2021
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, yersiz olduğu iddiası ile ödenen yaşlılık aylığının iadesi amacıyla başlatılan itirazın iptali ile icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak, ilamında belirtilen gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalı avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada mahkemece verilen … tarihli ilamı Dairemizce “…davalının prim ödemelerine göre Kurumdan sorularak tespit edilecek isteğe bağlı sigortalılık süresi, ancak ileriye yönelik olarak dikkate alınabilir niteliktedir. Başka bir deyişle, ödenen primlerin karşıladığı sigortalılık süresi, ancak … tarihinden sonraki döneme ilişkin olarak isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeli ve tahsis şartları bakımından yapılacak irdeleme ile sonucuna göre aylığın iptalinin gerekip gerekmediği hususunda yapılacak değerlendirme ile karar verilmesi..” gereklerine işaret edilerek bu çerçevede araştırma yapılmak üzere dairemizce bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki KURU, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, … Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 …, 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karşın anılan kararının gereklerinin yerine getirilmediği ve bozma ilamında belirtilen araştırma ile değerlendirilmeler yapılmadan sadece davalının yurt içinde 01.06.1981 tarihi sonrasında isteğe bağlı sigortalı olması halinde alabileceği sürelerin tespit edildiği ve icra inkâr tazminatı ve vekâlete ilişkin hususların düzeltilerek hüküm oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
1479 sayılı Kanun’un Geçici 10. maddesinin son fıkrasında; “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlardan, 15 tam yıl prim ödeme süresi ile kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurma koşulunu, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren,
a) 2 tam yıldan fazla, 4 tam yıl veya daha az süre içinde yerine getiren, kadınlara 51, erkeklere 56 yaşını,
b) 4 tam yıldan fazla, 6 tam yıl veya daha az süre içinde yerine getiren, kadınlara 52, erkeklere 56 yaşını,
c) 6 tam yıldan fazla, 8 tam yıl veya daha az süre içinde yerine getiren, kadınlara 53, erkeklere 57 yaşını,
d) 8 tam yıldan fazla, 10 tam yıl veya daha az süre içinde yerine getiren, kadınlara 54, erkeklere 57 yaşını,
e) 10 tam yıldan fazla süre içinde yerine getiren, kadınlara 56, erkeklere 58 yaşını, doldurmaları ve talepte bulunmaları halinde, yaşlılık aylığı bağlanır.” hükmü yer almakta olup, anılan madde hükmü uyarınca 23.05.1948 doğumlu davalı hakkında bu madde çerçevesinde de irdeleme yapılması ile bozma sonrası gelen Kurum cevabi yazısı içeriğinde yer alan isteğe bağlı sigortalılık süresi de eklenerek, davalı hakkında, 5400 günden kısmi yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığı hususu belirlenmeli, tahsise hak kazandığının anlaşılması halinde, yersiz ödeme dönemi başlangıcı olan 26.12.2001 tarihi ile tahsise hak kazanılan sonraki tarih arasındaki aylıkların tümünün, tahsise hak kazanılan tarih sonrası bakımından ise kurumca ödenen tam yaşlılık aylığı ile bağlanması gereken kısmi yaşlılık aylığı farkları bakımından davacı kurumun 5510 sayılı Yasanın 96. Maddesinin a bendi hükümlerine göre alacaklı olacağı dikkate alınmalı ve bu kapsamda davacı Kurumun alacağı belirlendikten sonra bir karar verilmelidir.
Mahkemenin yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum ve davalı avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalıya iadesine, 16.11.2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.