Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/11642 E. 2021/14316 K. 16.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11642
KARAR NO : 2021/14316
KARAR TARİHİ : 16.11.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı IC İçtaş İnş. San. Tic. AŞ. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince davalının istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın davalı … İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16/11/2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı … İnş. San. ve Tic. A.Ş. adına Av. … ile davacı Kurum adına Av. …. geldiler. Diğer davalı adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
I-İSTEM
Davacı Kurum vekili, müvekkili Kurumda … Elektrik Mak. İnş. Tur. Taah. Tic AŞ. adına tescilli (…) sicil numaralı işyeri sigortalılarından … (T.C.No:…)’in, …tarihinde iş kazası geçirdiğini, adı geçen sigortalıya iş kazası sonucu müvekkil kurum tarafından “221.318.34 TL ilk peşin sermaye değerli sürekli iş göremezlik geliri bağlandığını, 8.629,27 TL iş göremezlik ödeneği ve 24.977,46 TL tedavi gideri ödendiğini, bahse konu iş kazası nedeniyle yapılan inceleme sonucu düzenlenen… tarih ve … sayılı sigorta müfettişi raporu ile yeterli ve gerekli işci sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini almayan davalı asıl ve alt işveren şirketlerin iş kazasının oluşumunda kusurlu olduklarının tespit edildiğini, … tarihli iş kazası nedeniyle oluşan toplam 254.925,07 TL Kurum zararı oluştuğunu belirterek; 506 sayılı Kanunun 26 ncı, BK’nun 61 inci ve 62 nci maddeleri uyarınca bağlanan peşin sermaye gelirin, yapılan tedavi giderlerinin ve iş göremezlik ödeneğinin talep edilebilecek alacağın tespitine, HMK 107/1 maddesi uyarınca talebi arttırıp eksiltme hakları ve fazlaya dair hakları saklı kalmak koşuluyla, kurum zararının simdilik 10.000,00 TL’sinin, peşin değerli gelirin gelir bağlama onay tarihinden, yapılan masraf ve ödemenin sarf ve ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin kusuru bulunduğu tespit edileceklerden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafça düzenlenen raporun aksine menfur iş kazası bakımından müvekkili şirkete atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, zira işçi ….’in kıdemi ve mesleki tecrübesi ile bağdaşmayacak şekilde, kabloların sökülmesi işlemi ile ilgili olağan prosedürü uygulamadığını ve kendini riske atarak kazaya bizzat sebebiyet verdiğini, müvekkili şirketin yapmış olduğu tüm kablo söküm işlemlerinde, insan boyunun uzanamayacağı yükseklikteki kabloların kesimi için …’in sepetli vincinin kullanıldığını, bahsi geçen araçta kablo söküm işlemini yapacak olan işçinin dört tarafı korumalıklarla çevrili olduğu için son derece güvenli bir şekilde işlem yapabildiğini, iş kazasının gerçekleştigi…tarihinde binanın birinci katındaki kabloların sökülmesinin gerektiğini, kablolar insan boyunun ulaşamayacağı yükseklikte olduğundan ekip başı … tarafından …’in sepetli vincinin çağırıldığını, sepetli vincin beklenmesi esnasında … tarafından aceleci davranılarak tamamen kendi insiyatifiyle duvara merdiven dayayarak işlemin gerçekleştirilmeye başlandığını, ekip başı olan …’in …’in merdiven yardımıyla kabloları sökmeye çalıştığını görür görmez kendisini sepetli vinci beklemesi konusunda uyardığını, ancak …’in bu uyarılara aldırış etmediğini, bu da yetmez gibi kablolara erişebilmek için merdivenin üst kısmına yani merdivenin basamaklarının da üzerinde olan plastik kaplı ucuna çıkarak dengesini kaybettiğini ve iş kazasının gerçekleşmesine sebebiyet verdiğini, kazanın tamamen kendi kusuru ile gerçekleştiği … tarafından da kabul edildiğini, 05.03.2013 tarihinde polise verdiği ifade de kazanın oluş biçimini, “Kofra kabloları binanın gövdesinden merdiven yardımı ile kestiğim sırada merdivenden dengemi kaybettim ve yere düştüm. Bu kazanın olduğu sırada yanımda arkadaşım … vardı. Ben bu merdivenden düşerek yaralanmamdan dolayı kimseden davacı ve şikayetçi değilim. Bu kaza tamamen benim hatamdan olmuştur.” şeklinde ifade ettiğini, Kurum raporunun 5.3.3. kısmında işçinin bu beyanı, tecrübesi ve asgari güvenlik önlemlerini almadan 6-7 metre yükseklikte çalışmış olması dikkate alınarak işçinin ağır kusurlu olduğu tespitinin yapıldığını, ancak hemen akabinde bu tespitle tamamen zıt düşecek şekilde işçinin %5 kusurlu olduğunun belirtildiğini, Kurum raporunun kendi içerisinde dahi çelişkili olduğunu ve hukuki olarak itibar edilebilir nitelikte olmadığını, iş kazasının tamamen işçinin kendi kusurundan kaynaklandığını ve müvekkili şirkete atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi, sigortalı …’in 05.02.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu yaralanması nedeniyle davacı Kurum tarafından ödenen tedavi masrafları, iş göremezlik ödeneği ve bağlanan iş göremezlik maaşlarının ilk peşin sermayeli değerinin davalı işverenlerce kusur oranlarıyla bağlı kalmak kaydıyla tazmin edilmesi zorunludur.
Diğer taraftan alt işveren… Elektrik Mak. İnş. Tur. Taah. Tic A.Ş.’nin asıl işveren… İnş. San. Tic. A.Ş.’nin asıl işi olan elektrik yapım işinin bir bölümünü yaptığı, dolayısıyla davalı şirketler arasında 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2 nci ve 6 ncı maddesi anlamında, asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğu, Alt İşverenin Yönetmeliğinin 10-g bendinde; “Kanununun 2 inci maddesinde yer alan; asıl işverenin, alt isverenin işçilere karşı o işyeriyle ilgili olarak Kanundan, İş Sözlesmesinden veya alt isverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden, alt işverenle birlikte sorumlu olacaktır.” denildiği dikkate alındığında davalı şirketlerin dava konusu kurum zarından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda … tarihli bilirkişi kurulu raporundaki tespit ve değerlendirmelerin hukuken isabetli ve yerinde olduğu, sigortalı …’in yaşı, iş tecrübesi ve iş kazasının meydana gelmesindeki eylemi, çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmeme konusundaki yükümlülükleri dikkate alındığından sigortalının iş kazasının meydana gelmesinde %20 oranında kusurlu kabul edilmesinin iş güvenliği ilkelerine, maddi duruma ve hakkaniyet ilkesine uygun düştüğü, 29.12.2017 tarihli hesap bilirkişi raporundaki hesaplamaların da objektif kriterlere dayandığı ve gerçek zararın karşılığı olduğu kanaatine varılarak; davanın kabulüne dair karar vermiştir.
B-BAM KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davalı… A.Ş.’nin, …’tan sözleşme ile aldığı Yapım İşleri kapsamında; davalı vekilinin istinaf dilekçesinde de belirttiği gibi uzmanlık gerektiren “…sınırları içerisinde EPDK tarafından onaylı/onaylanacak ikinci tarife dönemi yatırımlarından 2012 yılı içerisindeki elektrik şebekesi tesis yatırımları ile küçük ek tesis yatırımları” işini diğer davalı… Elektrik ile akdettiği 03.07.2012 tarihli sözleşme ile… Elektriğe verdiği, davalı… Elektrik Şirketinin çalışanı olan …’in bu iş kapsamında…Şantiyesinde çalışırken askeri lojmanlarda abone bağlantı kablolarını kesme işini, 6 metre uzunluğundaki seyyar merdiven ile konsola ulaşarak yaptıktan sonra inmek üzere iken merdivenin yana kayması sonucu düşmesi nedeniyle %100 oranında iş göremez duruma girdiği, sürekli iş göremezlik derecesinin, 05.08.2019 tarihinde yapılan kontrol muayenesi sonucu değişmeksizin %100 olarak belirlendiği ve yeni bir kontrol muayenesi gerekmediğine karar verildiği görülmüştür.
Kurum tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen 02.03.2015 tarihli müfettiş raporuna göre asıl işveren IC İçtaş İnş. San. ve Tic. A.Ş.’nin %35 oranında, alt işveren… Elektrik A.Ş.’nin %60 oranında, kazalının %5 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, rücu dosyasında alınan 08.01.2017 tarihli heyet raporuna göre; … İnş. San. ve Tic. A.Ş.’nin %30 oranında, Elta Elektrik A.Ş.’nin %50 oranında, kazalının %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, iş kazası ile ilgili ceza soruşturması veya tazminat davası bulunduğundan bahsedilmediği, her ne kadar sigorta müfettiş raporu ile heyet raporu arasında kazalıya verilen kusur oranı yönünden kurum aleyhine çelişki bulunsa da davacı kurum tarafından istinaf yoluna başvurulmadığı ve kurum tarafından verilen istinafa cevap dilekçesinde kararın onanması istendiğinden, sigortalıya verilen kusur oranları arasındaki çelişkinin giderilmemesi istinaf eden tarafın sıfatı yönünden sonuca etkili görülmemiştir.
Davalılar arasında uzmanlık gerektiren bir işin alt işverene verilmiş olması nedeniyle alt işveren asıl işveren ilişkisi bulunduğu, buna göre davalı IC İçtaş İnş. San. ve Tic. A.Ş.’nin asıl işveren sıfatıyla kurum zararından müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğu, dava açılırken kusur oranlarının bilinmemesi nedeniyle belirsiz alacak davası açılmasında bir yasaya aykırı yön bulunmadığı anlaşılmakla; davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülerek davalı şirketin istinaf başvurusunun reddine dair karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı şirket vekili özetle, kazazedenin çalıştığı iş anahtar teslim şeklinde işvereni olan… Elektrik’e devredilmiş olup, anılan işin tek sorumlusu ve yetkilisi… Elektrik şirketidir. Ayrıca müvekkil şirketin dava konusu kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmamaktadır. Söz konusu olay kaza raporundan öğrenilmiş, kazanın yaşandığı gün müvekkil şirket tarafından, havai hattan beslenen abone enerji besleme hatlarının yeraltına alınma işini anahtar teslim yapan diğer davalı uzman firmaya veya işçiye yapılacak işin zamanı ve yöntemi gibi teknik herhangi bir konuda görevlendirme ya da yetkilendirme yapılmamıştır. Zira müvekkil şirket uzmanlık gerektiren söz konusu işi, tümüyle anahtar teslim şekilde diğer davalı şirkete verdiği gibi bu iş ile ilgili olarak talimat verme uzmanlığına da haiz değildir. Bu kapsamda bu işin yapılmasında tam yetkili 03.07.2012 tarihli sözleşmeden de anlaşılacağı gibi diğer davalı… Elektrik’tir. Bu nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-Davacı Kurum, 05.02.2013 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeni ile sürekli şekilde iş göremez hale gelen eden sigortalıya bağlanan gelir ve yapılan tedavi giderleri ile geçici iş göremezlik ödemelerinden oluşan kurum zararının tahsili istemli eldeki davayı açmış olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanununun 21.ve 76. maddeleridir.
5510 sayılı Kanun’un “İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21. maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile işveren davalının, Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür.
Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu ile ceza davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle sigortalı ile davalının ve varsa dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri konusunda rapor alınması gereklidir.
Kusur raporlarının, 5510 sayılı Kanun’un 21. Maddesi ile birlikte iş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Anılan Kanunlarda; İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar, denilmekte, böylece, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır;
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) ortak Komisyonunda işçi sağlığının esasları: Bütün işkollarında işçinin fiziksel, ruhsal ve sosyo-ekonomik bakımdan sağlığını en üst düzeye çıkarmak ve bunun devamını sağlamak; çalışma şartları ve kullanılan zararlı maddeler nedeni ile işçi sağlığının bozulmasını engellemek; her işçiyi kendi fiziksel ve ruhsal yapısına uygun işte çalıştırmak; özet olarak işin işçiye ve işçinin işe uyumunu sağlamak olarak tanımlanmaktadır. Belirlenen amaçlara ulaşmak, dolayısıyla iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemek temel sorumluluktur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2006 gün ve E: 2006/10-696, K: 2006/704 sayılı kararı).
6331 sayılı Kanunun “Risklerden korunma ilkeleri” başlıklı 5. maddesinde, İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde; “a)Risklerden kaçınmak. b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek. c)Risklerle kaynağında mücadele etmek. ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek. d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak. e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek. f)Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek. g) Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek. ğ) Çalışanlara uygun talimatlar vermek.” ilkelerinin göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilirken,
Anılan Kanunun “Çalışanların yükümlülükleri” başlıklı 19. maddesinde, “Çalışanların, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlü oldukları ve çalışanların işveren tarafından verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda; a) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek. b) Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak. c) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek. ç) Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak. d) Kendi görev alanında, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak” yükümlülüğü bulunduğu belirtilmiştir.
Bu yasal düzenlemeler uyarınca iş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; maddi olayın özellikleri dikkate alınarak, ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
Diğer taraftan, tarafları ve konusu farklı olan sigortalının açtığı tazminat dosyasında verilen karar, rücuan tazminat davalarında kesin hüküm teşkil etmez. Dolayısıyla o dosyada alınan kusur raporu da eldeki davada kesin delil teşkil etmeyecektir. Şayet, kesinleşmiş ise ancak, güçlü delil teşkil edebilir. Nitekim bu husus, Yargıtay’ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır.
Eldeki davada ise, Mahkemece, aldırılan… tarihli kusur raporu ile davalı şirketlerin müştereken %80 kusurlu fakat bu kusurun %30’unun diğer davalı … AŞ.’ye ait olduğunun belirtildiği anlaşılmakta ise de; öncelikle olay ile ilgili olarak, kazalının açtığı tazminat davası soruşturma ve ceza davasının varlığının araştırılması ve kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi, olayda davalıların hukuki konum ve sıfatlarının tayini için olayın meydana geldiği iş kolunda uzman iş güvenliği uzmanlarından oluşan heyetten yeni bir kusur raporu aldırıldıktan ve davacı kurumun kusur oranlarının yerindeliği de tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ve risk analizi bakımından bir değerlendirme yapılmayan rapora dayalı karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2- Olay tarihinde yürürlükte olan 5510 sayılı Kanunun 12. maddesi hükmüne göre alt işveren, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentisinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran 3. kişidir.
Asıl işveren alt işveren ilişkisinin varlığı için, öncelikle, işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.
İşin belirli bir bölümünde değil de tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.
Alt işveren sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise, asıl işverenden istenilen işin, asıl iş ya da işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.
Eldeki davada ise, mahkemece davalı şirketler ile dava dışı … Elektrik Dağıtım AŞ. arasındaki tüm sözleşmelerin getirtilmesi ve davalı şirketler arasında nasıl bir ilişki olduğunun ve anahtar teslimi ile iş yapılıp yapılmadığının irdelenmesi ile tüm tarafların hukuki konum ve durumlarının tayini ile 5510 Sayılı Yasanın 21. maddesi kapsamında işveren veya taşeron olup olmadığı yahut üçüncü kişi olup olmadıkları ve 3. Kişilerin de bu sıfatları nedeniyle olay üzerindeki etkileri ve kusur durumlarının tayini ve sonucuna göre kusur ve hesap raporlarının alınmasından sona bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı şirket vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalı… İnş. San. ve Tic. A.Ş. avukatı yararına takdir edilen 3.050,00 TL. duruşma avukatlık parasının davacı Kurum’a yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalı … İnş. San. ve Tic. A.Ş.’ye iadesine,
dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.