Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/26295 E. 2012/446 K. 17.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/26295
KARAR NO : 2012/446
KARAR TARİHİ : 17.01.2012

Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık …’ın 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 16/1.maddesi gereğince 10.000 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2010 tarihli ve 2009/1490 esas, 2010/531 sayılı kararın müteakip, “Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz mercii gösterilmediğinden anılan kararın kesinleşip kesinleşmediği hususunda tereddüt hasıl olduğundan bahisle vukubulan talep üzerine hükmün yerine getirilmesine ilişkin aynı Mahkemenin 24.11.2010 tarihli ve 2009/1490 esas, 2010/531 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.12.2010 tarihli ve 2010/1594 müteferrik sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 06.02.2011 gün ve 2010/1401/7674 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.02.2011 gün ve 2011/84808 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.11.2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilamı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13.07.2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/2 231/2 232/6 ve 291/1-2.maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu süresi sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin terettüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, katılan vekilinin yüzüne karşı sanığın yokluğunda verilen Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2010 tarihli kararında mercii ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususları gösterilmediği gibi karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği cihetle, anılan kararının kesinleşmemesi sebebiyle infaz için gönderilen kararın kesinleşip kesinleşmediği hususuna yönelik Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine verilen aynı Mahkemenin 24.11.2010 tarihli kararına yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Ayrıntıları Y.C.G.’nun 05.10.2010 tarih ve 2-169 esas, 188 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; usulüne uygun olarak sanığa tebliğini müteakip süresinde temyiz edilmeyerek kesinleşen Kayseri 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2010 tarih ve 2009/1490 esas 2010/531 sayılı kararında kanun yolu merciinin gösterilmemiş olmasının temyiz süresinin işlemesine engel olmadığı, ayrıca hükümde başvurulacak yasa yolu süresi açıkça belirtildikten sonra “temyiz yolu açık olmak üzere” denilmesi ve temyizen inceleme merciinin Yargıtay olduğunda kuşku bulunmaması nedeniyle anılan mahkemenin kararının kesinleştiği ancak 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 16/b-4.maddesinde yer alan “Bu suçlardan dolayı yapılan yargılamalarda 04.04.1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri usulü Kanununun 225 inci maddesi uygulanabilir.” şeklindeki düzenlemeye, 20.12.2009 tarihli ve 27438 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu’unda yer verilmemiş olması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 195.maddesi uyarınca, sanığa gelmese dahi yokluğunda duruşma yapılabileceğine dair açıklamalı davetiye gönderilmesinin yeterli olmayacağı, savunması alınmadan karar verilemeyeceği gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verildiği dosya kapsamından anlaşılmakla Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2010 tarih ve 2009/1490 esas 2010 531 sayılı kararına karşı kanan yararına bozma isteminde bulunup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.