Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/20883 E. 2012/23049 K. 12.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20883
KARAR NO : 2012/23049
KARAR TARİHİ : 12.10.2012

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı,… İlçesi, …. Mahallesi 61202 ada 1 parsel B.blok 28,29 ve 38 no.lu bağımsız bölümde bulunan dairelerine su abonesi olabilmek için kanal katılım, şebeke ve abone bedeli ödediğini belirterek, şimdilik 3000 TL.nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemenin, davanın kabulüne dair dair kararının davalı tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 02.06.2010 tarih ve 2010/756 esas 2010/7532 karar sayılı ilamı ile; “….hizmet götürüldüğünün davalı tarafça kanıtlanması halinde davacı katılım payının yüklenici veya kendisi tarafından ödendiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Bu konuda tarafların delilleri toplanıp gerektiğinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekir” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak; davaya konu aboneliğin bulunduğu mahalde kanalizasyon ve şebeke hizmetinin yapıldığı, daha önce kanal katılım ve şebeke hissesi bedelinin tahsil olunduğu,mahallinde yeni bir kanalizasyon hizmetinin yapılmadığı,ayrıca mevcut tesislerin sıhhi ve fenni şartlara göre ıslahının söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş,hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının satın aldığı konuta su abonesi olmak için kanal katılım payı ödemekle yükümlü olup olmadığı konusundadır.
2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Kanalizasyon Harcamalarına Katılma Payı başlığı altında 87.maddesi “Belediyelerce ve belediyelere bağlı müesseselerce, aşağıdaki şekilde kanalizasyon tesisi yapılması halinde, bunlardan faydalanan gayrimenkullerin sahiplerinden, kanalizasyon harcamalarına katılma payı alınır:
a)Kanalizasyon tesisi yapılması,
b)Mevcut tesislerin sıhhi ve fenni şartlara göre ıslah edilmesi iki ve daha fazla yol kenarında bulunan gayrimenkuller hangi yoldaki kanalizasyona bağlanmış ise, payın hesabında yola ait kanalizasyon giderleri nazara alınır.” düzenlemesi getirmiştir. Aynı yasanın 88.maddesi su Tesisleri için 87.maddeye paralel bir düzenleme öngörmüştür.
Bu yasa maddesine dayalı olarak çıkarılan ASKİ Tarifeler Yönetmeliğinin 39.maddesinde de gerek yeni bir kanalizasyon tesisi yapılması ve gerekse mevcut tesisin ıslahı durumunda taşınmaz sahiplerinden katılma payı alınacağı öngörülmüş; bunun belli bir oranının inşaat ruhsatı alınma aşamasında avans olarak tahsil edileceği, bakiyesinin de su aboneliği aşamasında bina değeri esas alınmak ve %2 oranını geçememek üzere tahsil edileceği belirlenmiştir.
Yukarıda belirtilen yasa ve tarifeler yönetmeliği hükümleri birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafça yeni kanalizasyon ve içme suyu tesisleri yapılmış veya mevcutların iyileştirilmesi yapıldığı taktirde, tesislerin hizmet edeceği saha dahilindeki gayrimenkul sahiplerinden yönetmelikte belirlenen ilkelere göre su ve kanalizasyon tesisleri katılım payı talebe hakkı vardır. Ancak bu katılım payı davalı tarafça hizmet götürülmesi koşuluna bağlı olarak alınır. Bu durumda hizmet götürüldüğünün davalı tarafça kanıtlanması halinde davacı katılım payının yüklenici veya kendisi tarafından ödendiğini kanıtlamakla yükümlüdür.
Davacı su abonesi olabilmek için 3.000 TL kanal katılım ve şebeke bedeli ödediğini,bu bedelin haksız olduğunu belirterek ödediği bedelin iadesi istemiyle eldeki davayı açmıştır.
Hukukçu Selda Akgül tarafından düzenlenen bilirkişi raporuna göre, yeni kanalizasyon veya mevcutların ıslahı çalışması iskan tarihi ile abonelik tarihi arasında gerçekleşmediği, davacının ödediği 3000 TL.nin iadesi gerektiği belirlenmiş, mahkemece bu rapor esas alınarak davacının, davalı kuruma ödediği 3.000 TL.nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Oysa aynı yerle ilgili olarak Dairemizin 2012/ 21964 esas sayılı dosyasında hukukçu bilirkişi Serpil Ejder tarafından davacının 1.873,57 TL ödemesi gerektiği belirlenmiştir. O halde mahkemece bilirkişi raporları 2012/20883-23049
arasındaki farklılığın neden kaynaklandığı, davacının ödemesi gereken miktarın tespiti hususunda yeni bir bilirkişi incelemesi yapılarak, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.