YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/10976
KARAR NO : 2012/423
KARAR TARİHİ : 16.01.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni Kötüye Kullanma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Güveni kötüye kullanma suçunda malın teslimi, hukuka uygun, özgür bir iradeye dayanır. Malın alınması ile değil, alınan malın tasarruf amacı dışında kullanılması, inkar edilmesi ile oluşur. Malın zilyeti tarafından faile tesliminden sonra, iade aşamasında teslim amacı dışında yararlanma kastı oluşturmaktadır. Dolandırıcılık suçunda ise malın teslimi sağlanarak çıkar sağlamakla oluşur. Başlangıçta bir suç işleme, çıkar sağlama amacı bulunmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Y A R G I T A Y İ L A M I
Somut olayda; sanığın kendisini … olarak tanıtıp … adına hazırlanmış sahte ehliyet ve evrakları kullanarak çalıntı bir kamyonla nakliyecilik ile uğraşan … Kargo Ltd.Şti.’ne başvurarak nakliye işi yapmak istediğini belirttiği ve bir hafta kadar bu şirkete ait malların nakliyesinde çalıştığı, 20.05.2005 tarihinde … ilçesine götürmek üzere kendisine teslim edilen 15 ton birayı alıp kayıplara karıştığının iddia edildiği, müşteki beyanında … başvurularında sabıka kaydı istediğini ve sanığın da sabıkasızlık kaydı getirdiğini bildirmesi, ayrıca sanığın da sahte kimlik, ruhsat ve çalıntı kamyonla adı geçen şirkete başvurması dikkate alındığında baştan beri dolandırıcılık kastı ile hareket ettiği, gerçekte birçok sabıkası bulunan sanığın, sabıkalı olduğunu belirten sabıka kaydı getirmesi halinde yükü alamayacağı bilinciyle gerçeğe uygun olmayan sabıkasızlık kaydı getirerek malın teslimini hileli hareketlerle sağladığı anlaşılmakla, sanığın kendisine çıkar sağlamak amacıyla başlangıçtan itibaren dolandırıcılık suçunu gerçekleştirmek için hareket ettiği, başka bir anlatımla kastı yük taşımak değil özde iade etmemek üzere almak olduğunun belirlenmesi karşısında; eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde güveni kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan ceza süresi yönünden kazanılmış hak saklı olmak üzere hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.01.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.