Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/983 E. 2021/14329 K. 16.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/983
KARAR NO : 2021/14329
KARAR TARİHİ : 16.11.2021

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Davacı …, asıl davada, borçlu olmadığının tespiti ile kesilen aylıkların kesilme tarihinden yasal faiziyle iadesini istemiş, Kurum ise birleşen davada, itirazın iptaliyle icra inkâr tazminatı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra ilâmında belirtilen şekilde, asıl davanın reddine, karşı davanın ise kabulüne dair karar verilmiştir.
Hükmün, davacı-karşı davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, …tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada mahkemece verilen 06.07.2015 karar, Dairemizin bozma ilâmıyla”….. bozma sonrasında kendi imzasını taşıyan yazılı belge ile davacı ile eski eşinin birlikte yaşadıklarına dair yazıyı Kurum görevlilerine sunan muhtarın beyanından dönme gerekçeleri ve çelişki oluşturma nedenleri üzerinde durulmaksızın karar verilmesi, davacı ile eski eşinin seçim ve nüfus kayıtları istenilmiş ise de yıllar içerisinde hangi seçimde nerede ve hangi adres beyanı üzerine seçime katıldıklarını ayrıntılı bir şekilde gösterir cetvellerin dosya arasına getirilmemesi, davacı ile eski eşinin nüfus kayıtları ile adres ve yerleşim yerlerine dair ve davalı Kurumca yersiz ödeme çıkartılan uyuşmazlık konusu dönemde adres kayıtların tamamının getirtilmemesi, alınan beyanlara göre, davacının üst katında görümcesinin kaldığının belirtilmesi karşısında görümcesinin hangi tarihten itibaren davacının üst katında kalmaya başladığı ve davacının üst katında oturma gerekliliği üzerinde durulmaması, davacının oturduğunu beyan ettiği evin tüm aboneliklerinin ve eski eşi adına kayıtlı aboneliklerin hangi adreste olduğu hususlarının belirlenmemesinin, usul ve yasaya aykırı olduğuna dair…” belirleme ile karar bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun … gün, …sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, … Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 …, 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Eldeki davada ise bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, davacı …’nin eski eşinin kardeşi …’in yanında aynı avlu içerisinde fakat giriş kapılarının farklı olduğu anlaşılan evde hangi tarihten itibaren oturduğunun davacı tarafından ispatlanamaması nedeniyle davasının reddine dair karar verilmesi isabetsiz olup, öncelikle davacının eski …’in ikamet kayıtlarında görünen Tersane mahallesinde kayıtlı olan ikametinde yaşayıp yaşamadığı hususu ile devam eden süreçte de Mustafa Kemal Mahallesinde kaydı olan ikametinde kalıp kalmadığı hususu netleştirilmeli, bu adreslerden belirlenecek komşu tanıkların beyanlarına başvurulması ile hangi tarihler arasında bu adreslerde fiilen kaldığı netleştirilmeli, … Mahalle Muhtarı Utku’nun beyanına başvurulması ile, gerek bozma öncesi verdiği imzalı belge, gerekse duruşma sırasında verdiği ifadeler arasında oluşan çelişkilerin üzerinde durulmalı ve usulünce giderilmeli, ayrıca davacının eski eşinin kardeşi …’in hangi tarihten itibaren davacının kaldığı … Mahallesindeki adresinde ikamet kaydının olduğu hususunun irdelenmesi ile davacı ile eski eşinin uyulan bozma ilamı ve oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde birlikte yaşamasına dair olgunun varlığı netlikle belirlendikten sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı-karşı davalı … vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının ilgiliye iadesine, 16.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.