YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13788
KARAR NO : 2012/582
KARAR TARİHİ : 30.01.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, borçlanma talebine ilişkin işlemlerin geç yapılması sırasında ugradığı maddi v e manevi zararın giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bu ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere ve bozma ilamına uygun karar verilmesine göre davalı Kurumun tüm, davacının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, yaşlılık aylığının geç bağlanması nedeniyle davacının uğradığı maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, 21.11.2007 tarihli karar ile hizmet kusuruna dayalı davanın İdari Yargı yerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle verilen görevsizlik kararının Dairemizin 6.4.2009 günlü kararı ile bozulması üzerine, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonucunda davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, 10.11.2006 tarihli dilekçesi ile 8 yıl 1 ay hizmeti bulunduğunu ve 506 sayılı Yasa’ya göre 3600 prim ödeme gün sayısı üzerinden yaşlılık aylığına hak kazanmak istediğini belirterek prim ödeme gün sayısını 3600 güne tamamlamak amacıyla 3201 sayılı Yasa’ya göre borçlanma isteminde bulunmuştur. Davacının 10.11.2006 tarihi itibariyle prim ödeme gün sayısı gerçekte 2736 gün ve borçlanması gereken süre 804 gün olduğu halde dilekçesinde toplam hizmet süresini 8 yıl 1 ay (2910 gün) bildirmesi üzerine 1.3.1980-31.1.1982 tarihleri arasında geçen 690 günlük süreyi borçlanma imkanı tanınmış ve davacı da borçlanma bedelini 14.12.2006 tarihinde ödemiş ise de 690 günlük borçlanma süresi ile birlikte toplam prim ödeme gün sayısı 3469 gün olduğu gerekçesiyle 4.1.2007 tarihli yaşlılık aylığı isteği reddedilmiştir.
Davacı, yaşlılık aylığı isteğinin reddedilmesi üzerine yurtdışında geçen 9 yıllık çalışmasını daha borçlanmış olup 17.5.2007 tarihli yazılı isteği doğrultusunda 1.6.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmıştır.
Davacının 506 sayılı Yasaya tabi hizmetlerini gösteren hizmet döküm cetvelinde toplam 1956 gün sigortalı çalışması bulunduğu yazılı ise de 1991/3 dönemine ait sigorta primi hizmet cetveline iki kez işlenmiş olup davacının 506 sayılı Yasa kapsamında geçen gerçek hizmet süresi 1836 gündür. Davacının 4.1.2007 yaşlılık aylığı yazılı istek tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamında 1836 gün, 5434 sayılı Yasa kapsamında 960 gün sigortalılık süresi ve 690 gün yurtdışı borçlanması ile birlikte toplam 3486 gün prim ödemesi bulunduğundan davacının 3600 gün prim ödeme koşulu bulunmadığı gerekçesiyle yaşlılık aylığı isteğinin reddine karar verilmesi yerindedir.
Ne var ki; yaşlılık aylığının geç bağlanmasında davacının sigortalılık süresini yanlış bildirmesi yanında Kurum görevlilerinin de hatası bulunduğu açıktır. Davacı her ne kadar sigortalılık süresini hatalı olarak bildirmiş ise de 10.11.2006 tarihli dilekçesi ile 3600 prim ödeme gün sayısı üzerinden yaşlılık aylığı almak istediğini açıkça ifade etmesi karşısında Kurum görevlilerinin davacının yaşlılık aylığına esas hizmet süresini doğru olarak belirlemesi ve buna göre eksik prim ödeme gün sayısını 3600 güne tamamlayacak biçimde borçlandırmaları gerekirken davacının Kurum kayıtlarına uygun olmayan bildirimi ile yetinerek eksik borçlandırmaları sonucu davacının yaşlılık aylığına hak kazanamamasında davacı yanında Kurumun da hatası olduğundan yaşlılık aylığının geç bağlanması nedeniyle ortaya çıkan davacı maddi zararının bir kısmının Kurum tarafından giderilmesi gerektiği de açıktır.
Yapılacak iş, öncelikle davacıya maddi tazminat isteminin miktarını açıklattırarak var ise eksik nispi ilam harcını tamamlattırmak, yaşlılık aylığının geç bağlanması nedeniyle davacının uğradığı somut maddi zararı belirleyerek Kurumun da kusuru bulunması nedeniyle maddi zarar miktarı üzerinden hakkaniyete uygun bir tazminata hükmetmekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 30.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.