Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2010/830 E. 2011/727 K. 10.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/830
KARAR NO : 2011/727
KARAR TARİHİ : 10.02.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı-k.davacı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –
Dava, Borçlar Yasası’nın 355 ve devamı maddelerinde tanımlanan eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacak, birleştirilen dava ise itirazın iptâli, takibin devamı, %40 maddi giderim istemine ilişkindir.
Yerel mahkemede görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda, davanın kabulüne, birleştirilen dava dosyasında davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı iş sahibi … tarafından temyiz edilmiştir.
Eser sözleşmesi taraflara karşılıklı haklar ve borçlar yükleyen bir iş görme akdidir. Yüklenici yapımını üstlendiği işi, sözleşmeye teknik ve sanatsal ilkelere ve amaca uygun olarak imâl edip, iş sahibine teslim etmekle, iş sahibi de kararlaştırılan bedeli ödemekle mükelleftirler.
Dava konusu somut olayda davacı yüklenici davalı tarafa ait inşaata su taşıma, 32 adet dairenin demir korkuluklarının yapılması birleştirilen dosyada çelik kapı yapımı işini üstlendiğini, su taşıma işinden dolayı 5.500,00 TL, demir doğrama işinden dolayı 11.000,00 TL çelik kapı işinden kapora olarak ödenen 1.000,00 TL olmak üzere toplam 17.500,00 TL iş bedelinden, ödenen 9.100,00 TL mahsup edildikten sonra 8.400,00 TL alacağın kaldığını ileri sürerek bu miktardan 5.400,00 TL talepte bulunmuştur.
Yerel mahkemede yapılan yargılama sürecinde tarafların gösterdikleri kanıtlar toplanmış, yerinde tatbiki keşif yapılarak uygulama uzman bilirkişi vasıtasıyla sağlanmıştır. Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda demir korkuluk bedeli 8.463,00 TL, su taşıma ücreti 4.900,00 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkemece de davacı yanın talep miktarı gözetilerek 5.400,00 TL’ye hükmedilmiştir. Ancak asıl dava dosyasında davalı taraf ısrarla davacının sözünü ettiği işleri kendisinin yaptırmadığını, aralarında herhangi bir akdî ilişkinin kurulmadığını, ağabeyi …., …’ın temsilciliğini yaptığı …Ltd.Şti. ile bir ilişkiye girdiğini, buradaki alacağını da fazlasıyla aldığını dile getirmiştir. Bu durumda asıl davada taraflar arasındaki uyuşmazlığın temeli akdî ilişkinin kurulup kurulmadığı noktasında toplanmaktadır. Birleştirilen dosya içerisinde yer alan yükleniciye ait 16.03.2006 tarihli dilekçede yüklenici 5.000,00 TL tutarındaki peşin ödemenin çekle yapıldığını açıklamıştır. Bu çek, dosyada bulunmadığı gibi peşin ödeme yerine çek verilip verilmediği konusunda herhangi bir araştırma da yapılmamıştır. Peşin ödemeye ilişkin çekin verildiğinin saptanması halinde yanlar arasındaki akdî ilişkinin varlığı açıklık kazanacaktır. Çekin verildiği, akdî ilişkinin de doğrulandığı her türlü kuşkudan uzak bir şekilde anlaşıldığı takdirde bilirkişiden ek rapor alınarak Borçlar Yasası’nın 366. maddesi uyarınca işin yapıldığı tarihteki serbest piyasa rayiçlerine göre bedeli hesaplanmalı ödemeler mahsup edildikten sonra kalan miktar yönünden hüküm kurulmalıdır. Yapılacak araştırmaya rağmen akdî ilişkinin kanıtlanamaması halinde davanın reddi yönünden hüküm kurulmalıdır.
Birleştirilen İzmir 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2004/214 esas sayılı dosyası yönünden yapılan incelemede; yüklenici … çelik kapı yapımı işini üstlenmiştir. Davacı iş sahibi Garanti Bankası Bornova şubesinden 3.000,00 TL para göndermiştir. Banka dekontunda bu paranın çelik kapı montaj ve işçilik bedeli olarak gönderildiği hususu yazılmıştır. Bu konuda herhangi bir uyuşmazlık da yoktur. Ancak yüklenici … kendi edimini ifa etmemiştir. Diğer bir ifade ile kapının imâl edilip teslimi olgusu gerçekleşmemiştir. Bu nedenle iş sahibi İzmir 9. İcra Müdürlüğü’nün 2005/11207 esas sayılı dosyasında 3.000,00 TL asıl alacak ile 612,60 TL gecikme faizi, toplam 3.612,60 TL istemiştir. Davalı yüklenicinin itirazı üzerine takip durmuştur. Eldeki davada itirazın iptâli, takibin devamı, %40 maddi giderim isteminde bulunulmuştur. Davacı … icra takibi yapmakta haklıdır. Ancak asıl alacak yanında gecikme faizi de istemiştir. İstenebilir hale gelen bir alacağa faiz yürütülebilmesi için borçlunun temerrüde düşmesi gerekir. Dava konusu somut olayda borçlunun temerrüdü gerçekleşmemiştir (BK.md.101). O halde temerrüt faizi istemesi usul yasaya ve yönteme aykırıdır. Birleştirilen dosya yönünden sadece asıl alacak ve icra inkâr giderimi yönünden değerlendirme yapılıp hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan olgular gözden uzak tutularak yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetli olmamış, kararın temyiz eden davalı ve karşı davacı … yönünden bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı-karşı davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı-k.davacı …’a geri verilmesine, 10.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.