YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/965
KARAR NO : 2011/2443
KARAR TARİHİ : 21.04.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, taraflar arasında düzenlenen 08.07.2002 günlü arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmış olup davacı arsa sahibi asıl davada; gecikme tazminatı ve kendisine teslimi gerekenle fiilen teslim edilen daire arasında oluşan değer farkını, birleşen davasında ise; teslimi gereken dükkanla teslim edilen dükkan arasında oluştuğunu ileri sürdüğü zararlarının tazminini istemiş, davalı arsa sahibi davanın reddini savunmuş, mahkemece asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davacı arsa sahibi asıl davasında, diğer isteminin yanında sözleşme gereği kendisine verilen iki daire ile bir dükkanın öngörülen sürede teslim edilemediğini beyanla gecikme nedeniyle uğradığı zararların tahsilini istemiştir. Bu istek mahkemece ifade edildiğinin aksine cezai şart niteliğinde olmayıp BK’nın 106/II. maddesinde düzenlenen “gecikme tazminatı” mahiyetindedir. Bu itibarla karar gerekçesinde yer alan cezai şartın fahiş olup olmadığı ve tenkis edilip edilemeyeceği yönündeki bir tartışmaya da lüzum bulunmamaktadır.
Yukarıda değinildiği üzere yüklenici kendi kusurlu davranışı sonucu yüklendiği edimin teslimini geciktirmişse BK’nın 106/II. maddesi uyarınca arsa sahibinin bu yüzden oluşan zararlarını tazmin etmek zorundadır. Mahkemece de yargılama sırasında alınan 29.09.2009 günlü ek bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda ve taleple bağlı kalınarak davalı yüklenicinin teslimde temerrüde düştüğü 08.11.2005 ile daireler ve dükkanın fiilen teslim olunduğu tarihler arası için arsa sahibinin rayiç kira bedeli üzerinden uğradığı hesaplanan zarar tutarı hüküm altına alınmıştır.
Ne var ki davalı yüklenici savunmasında, 21.11.2002 tarihinde aldığı ve buna göre işe başladığı inşaat ruhsatının Bölge İdare Mahkemesi’nin 24.06.2003 tarih, 2002/1346 E., 2003/824 K. sayılı kararı ile iptâl olunduğunu, bu nedenle işi durdurmak zorunda kaldıklarını, işe ancak 05.08.2005 tarihinde aldıkları ikinci inşaat ruhsatından sonra devam edebildiklerini, oluşan gecikmede herhangi bir kusurlarının olmadığını bildirmiş, ancak mahkemece bu hususta davalının kusurlu olmadığı kabul edilmekle beraber sözleşme yaparken bu gibi durumları düşünmesi gerektiğinden bahisle belirtilen savunmaya değer verilmemiştir. Oysa davalının dava konusu bu istemle sorumlu tutulabilmesi için kendi kusuru ile teslimde temerrüde düşmesi gerekmekte olup, gecikmenin yükleniciye atfı kabil olmayan bir sebepten kaynaklandığının anlaşılması halinde aleyhine gecikme tazminatına hükmedilmesi mümkün bulunmamaktadır. Buna karşın mahkeme, davalının savunmasında belirttiği Bölge İdare Mahkemesi kararının sebebini, mahiyetini ve etkilerini araştırmış değildir.
Şu halde mahkemece, davalı yanca numaraları bildirilen Bölge İdare Mahkemesi’ne ait dava dosyası getirtilip incelenerek, o dava nedeniyle mevcut dava konusu inşaatın durmasına sebep teşkil eden herhangi bir husus olup olmadığı araştırılmalı, böyle bir sebebin var olduğu anlaşılırsa buna davalının neden olup olmadığı tespit edilmeli, yapılacak değerlendirmede idare yargı kararının inşaatla bir ilgisinin bulunmadığı veya inşaatın durmasına davalının kusurunun neden olduğu saptanırsa şimdiki gibi karar verilmeli, aksi takdirde yani idari yargıdaki davanın davalının yüklendiği inşaata etkisinin bulunduğu ancak bunda davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığının saptanması halinde ise hukuki engel kalktıktan sonra süresinde başvuruda bulunularak yeni inşaat ruhsatının alınıp alınmadığı da denetlenmek suretiyle bu sürenin gecikme süresinden indirilerek varsa kalan gecikme süresi için hüküm kurulması yoluna gidilmeli, davalının kusuru olmadan beklenen süreye nazaran teslimde bir gecikmenin bulunmadığı anlaşılırsa da davanın tümden reddine karar verilmelidir.
Değinilen hususlar nazara alınmaksızın hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 21.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.