YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15639
KARAR NO : 2013/26764
KARAR TARİHİ : 31.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, avukat olduğunu, davalı ile 14.11.2005 tarihli avukatlık sözleşmesi imzalayarak davalıya vekaleten Kartal 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/297 esas sayılı menfi tespit davasını yürüttüğünü, vekalet ücretinin ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davalı ile karşılıklı olarak vekalet ilişkisini sonlandırdıklarını, sözleşmenin rızası dışında tek taraflı olarak doldurulduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Sözleşme özgürlüğü, bireylerin özel borç ilişkilerini hukuk düzeninin sınırları içinde özgürce kurabilme ve düzenleyebilme yetkisidir. Anayasanın 48. maddesinde, herkesin sözleşme yapma hürriyetine sahip olduğu hükme bağlanmış, Borçlar Kanununun 19. maddesinin 1.fıkrası ile de sözleşme yapma özgürlüğü ilke olarak benimsenmiş, ancak bu özgürlüğe, her özgürlükte olduğu gibi sınırlandırma getirilmiştir. (BK.nun 19/2, 20 md.) Sözleşme özgürlüğünün hukuka aykırı olarak yapılmasının yaptırımı olarak da sözleşmenin hükümsüzlüğü kabul edilmiştir. Avukatlık ücret sözleşmeleri de, avukatla … sahibi arasında, Asgari Ücret Tarifelerinin altında kalmamak ve belli bir miktarı kapsamak kaydıyla serbestçe kararlaştırılabilir. Borçlar Kanununun
2013/15639-26764
19.ve 20. maddeleri, avukatlık ücret sözleşmeleri bakımından da geçerli sınırlamalar olup, sözleşmenin ahlaka, kamu düzenine ve hukuka aykırı olmaması gereklidir.
Dava konusu olayda, taraflar arasında 14.11.2005 tarihli avukatlık sözleşmesi imzalandığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Sözleşmenin incelenmesinde; “Hukuki Yardımın Konusu” kısmında hukuki yardımın konusunun “Kartal 2.Asliye Hukuk Mahkemesi kararının Yargıtay’da bozulması için gereken girişimde bulunmak” olarak açıklandığı görülmektedir.
Avukatlık sözleşmesinin konusunun, ancak bir hukuki yardım olabileceği, Avukatlık Kanununun 2. maddesinde belirtilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin az yukarda açıklanan hükmünde, avukatlık sözleşmesinin konusu, “….kararın Yargıtay’da bozulması için gereken girişimde bulunmak” olarak açıklanmış olup, yerel mahkeme kararlarının usul ve yasaya uygun olup olmadığını, dosya üzerinden inceleyerek karar vermekle görevli olan Yargıtay’da, davacı avukat tarafından yapılabilecek bir hukuki yardım söz konusu olamayacağından, taraflar arasındaki sözleşmenin, Borçlar Kanununun 19.ve 20. maddeleri gereğince hukuka, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olması nedeniyle tümüyle geçersiz olduğunun kabulü gerekir.Bu durumda davacı vekalet ücreti isteyemez. Öyle olunca mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarda birinci bentte açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA,ikinci bent gereğince davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 24.30 TL harcın istek halinde davacı ve davalıya iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.