YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2408
KARAR NO : 2011/6045
KARAR TARİHİ : 19.10.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının ödenmeyen kısmının tahsili istemiyle başlatılan ilâmsız icra takibine yönelik itirazın iptâli, takibin devamı ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-İcra takip talebinde 24.500,00 TL asıl alacak ve 2.278,50 TL işlemiş faizden oluşan toplam 26.778,50 TL alacağın takip tarihinden itibaren asıl alacağa uygulanacak yasal faiziyle tahsili istenmiş, mahkemece itirazın iptâline denilerek işlemiş faiz alacağı yönünden de dava kabul edilmiştir. Sözleşme ilişkisinden doğan bir alacağa temerrüt faizi yürütülebilmesi için ya alacağın muaccel olması ve borçlunun yöntemine uygun ihtarla temerrüde düşürülmesi ya da borcun ifa edileceği günün taraflarca müttefikan kararlaştırılması gerekir (BK.m.101). Borçluya fatura gönderilmesi faturada ödeme talebini içerir bir kayıt bulunmadığı sürece temerrüt ihtarı yerine geçmez. Somut olayda icra takibinden önce davalı borçlunun ihtarla temerrüde düşürüldüğü iddia ve ispat edilmediği gibi gönderilen faturada ödeme talebini içermediğinden temerrüde düşürücü nitelikte değildir. Sözleşmeyle kararlaştırılmış bir ifa günü (kesin vade) de bulunmamaktadır. Temerrüt, icra takibinin başladığı 11.08.2009 tarihinde oluştuğundan davalı borçlu ancak bu tarihten itibaren işleyecek faizden sorumludur. Mahkemece davalının icra takibinden önce temerrüde düşürülmediği gözetilerek icra takip talebindeki işlemiş faiz alacağı yönünden itirazın iptâli isteminin reddi gerekirken temerrüt tarihinin belirlenmesinde hataya düşülerek yazılı şekilde bu kalem isteminde kabulü doğru olmamıştır.
Mahkemece hüküm altına alınan asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı üzerinden davacı alacaklı lehine %40 oranında icra inkâr tazminatının tahsiline de karar verilmiştir. İİK’nın 67/II. maddesi uyarınca borçlunun icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için itirazında haksız ve alacağın likit olması gerekir. Somut olayda davalı borçlu kooperatife gönderildiği iddia olunan faturaların davalı kooperatife tebliğ edildiği ve itiraz edilmeksizin kooperatif kayıtlarına alındığı ispat edilemediği gibi alacağın varlığı ve miktarı yapılan yargılama sonucu saptandığından likit bir alacaktan, dolayısıyla borçlunun itirazında haksız olduğundan sözedilemez. Kaldı ki, davalı borçlu faiz alacağına yönelik itirazında da haklı bulunmuştur. Bu durumda davacı alacaklının icra inkâr tazminatına ilişkin isteminin reddi gerekirken değerlendirme hatası yapılarak kabulü doğru olmamıştır.
Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 19.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.