YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14086
KARAR NO : 2011/21035
KARAR TARİHİ : 28.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, dava dışı …’in kullandığı tüketici kredisine kefil olduklarını, kredinin borçlu tarafından ödenmemesi üzerine davalı banka tarafından asıl borçluya başvurulmadan aleyhlerinde icra takibi yapıldığını beyan ederek, … 1.İcra Müdürlüğünün 2010/4008 E.sayılı dosyası ile yapılan takibin iptaline, davacılardan … için toplam 780,00 TL, … için 1.420,00 TL lik kesintilerin, ödeme yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile kendilerine iadesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacıların takibe süresinde itirazda bulunmadıkları ve maaşlarından kesinti yapılmasına muvafakat ettikleri ve borcun büyük bir kısmının ödendiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacılar, dava dışı …’in tüketici kredisine müteselsil kefil ve müteselsil borçlu olarak imzaladıkları anlaşılmakta olup, bu tespite göre davacıların kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzaladıklarının kabulü gerekir. Bir kişinin hem kefil hem de müteselsil borçlu olması mümkün değildir. Öte yandan 4822 sayılı kanun ile değişik 4077 sayılı kanunun 10. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesi “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden
2011/14086-21035
borcun ifasını isteyemez.” hükmünü düzenlemiştir. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup adi yada müteselsil kefil ayrımı yapılmamıştır. Alacaklı asıl borçluya başvurup, alacağını tahsil edemediği takdirde kefile başvurup alacağının tahsilini isteyebilecektir. Bu husus kamu düzeni ile ilgili olduğundan mahkemece resen göz önüne alınması zorunludur. Davacıların maaşından bir süre kesinti yapılması da emredici düzenleme karşısında sonuca etkili değildir. Mahkemece, bu ilkeler çerçevesinde inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, 28.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.