Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/12165 E. 2011/14189 K. 23.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12165
KARAR NO : 2011/14189
KARAR TARİHİ : 23.11.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.04.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 22.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, dereyatağı olan yerin kadastro tespiti sonucu davalıya ait 1383 parsel sayılı taşınmaz içinde tespit gördüğünü, dereyatağı olan bu kısımların belirlenerek tapu kaydının iptali ile tescil harici bırakılmasını istemiştir.
Davacı, taşınmazı sonradan satın aldığını ve davanın reddini savunmuştur
Dava konusu 1383 parsel sayılı taşınmazın tapulama tespitinin 11.3.1976 tarihinde kesinleştiği ve dava tarihine göre 3402 sayılı Kadastro kanununun 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; 5841 sayılı Kanunun 2.maddesi ile; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12.maddesinin 3.fıkrasına eklenen “Bu hüküm,iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” cümlesinde yer alan “…..iddia ve taşınmazın niteliğine…”ibaresi ve 3.madde ile 3402 sayılı kanuna eklenen “Geçici 10.madde” Anayasa Mahkemesinin 12.5.2011 günlü ve E.2009/31,K.2011/77 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Bu nedenle aktif dere yatakları, Türk Medeni Kanununun 715 (eski 641 maddesi) ve 3402 sayılı Kadastro Yasasının 16/c maddeleri hükümleri gereği kamu malı niteliğinde, özel mülkiyete konu olamayacak ve tescile tabi olmayan yerlerdendir. Bu nitelikteki taşınmazlarda her ne surette olursa olsun sicil oluşturulması olanaksızdır. Oluşan sicil
kayıtlarına da değer verme olanağı yoktur. 3402 sayılı Kadastro Kanununun
12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulama olanağı bulunmadığından davaya konu edilen parselin dere yatağına isabet eden bölümlerinin sicilden terkinine karar verilmesi gerekeceğinde kuşku yoktur.
Bu itibarla tarafların delilleri toplanarak varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken olaya uygulanma olanağı bulunmayan hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 23.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.