Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/6187 E. 2012/9718 K. 09.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6187
KARAR NO : 2012/9718
KARAR TARİHİ : 09.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı idareye bağlı devlet hastanesinin sipariş ve isteğinin üzerine makbuzlarda belirtilen malzemeleri teslim ettiğini, malzemelerin aciliyet gerektirmesi nedeniyle derhal teslim yoluyla sipariş edildiğini ve bu nedenle ambar girişine dair belge düzenlenmediğini, ilişkinin bu şekilde 2002-2008 yılları arasında devam ettiğini, olayın teftiş kurulu raporuyla da doğrulandığını, alacağının 573.985.544 TL olduğunu ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere 8.000 TL.nın ticari faizle tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının herhangi bir alacak belgesi sunamaması ve borçlarının bulunamaması nedeniyle ödeme yapılmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, müfettiş raporu ile davacıdan ihalesiz mal alındığının sabit olduğu, davacı alacağının 455.167.55 TL asıl alacak ve 135.137.53 TL vade farkı olarak 590.305.08 TL olduğu, taleple bağlı kalınılması gerektiği gerekçesiyle 8.000 TL.nın 13.8.2009 tarihinden itibaren kısa vadeli avans faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-BK.nun 101/son maddesi uyarınca, bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Dava konusu olayda, davacı dava tarihinden önce davalıyı ihtar çekerek temerrüde
2012/6187-9718
düşürdüğünü iddia ve ispat edemediği için dava tarihinden öncesi için işlemiş faiz talep edemez. Her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda 135.137.53 TL.nın vade farkı olduğu bildirilmiş ise de, alacağa vade farkı ödeneceğine dair herhangi bir kararlaştırma bulunmadığı gibi, esasen bu miktarın işlemiş faiz niteliğinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla mahkemece davacının 135.137.53 TL vade farkı talep edebileceği kabul edilerek, ileride açılabilecek ek davada kesin hüküm oluşturacak şekilde karar verilmesi olanaklı değildir. Hal böyle olunca mahkemece, davacının toplam alacağının 455.167.55 TL olduğu, davalının tacir olmaması nedeniyle yasal faiz istenebileceği kabul edilerek ve taleple bağlı kalınarak 8.000 TL.nın 13.8.2009 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 10.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.