Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/18231 E. 2012/46500 K. 26.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18231
KARAR NO : 2012/46500
KARAR TARİHİ : 26.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın yokluğunda verilen 05.05.2010 tarihli mahkumiyet kararının, mahkeme kaleminde sanığa bizzat tebliğ edildiği ancak tebligatın üzerine tebliğ tarihi olarak sehven 20.04.2010 yazıldığı tebliğ tarihinin tebligat evrakına doğru yazılması gerektiği, bu itibarla sanığın 20.05.2010 tarihli temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın başka ülke parasını değersiz olmasına ve tedavülden kalkmasına rağmen değerliymiş gibi gösterip belirttiği değerin çok daha az bir değeri ile katılana yardım maksadıyla vermeyi teklif ettiği ve katılanın bu teklifi kabul ederek 120 TL vererek aldığı parayı bozdurmak istediğinde değersiz olduğunu tespit ettiği sanığın olaydan bir hafta sonra aynı yerde yine katılana aynı yöntemle yaklaştığı ancak katılanın sanığı teşhis etmesi üzerine vatandaşların yardımı ile sanığın yakalandığı, şeklinde gerçekleşen olayda zincirleme biçiminde dolandırıcılık suçunun oluştuğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; hükümde yer alan hapis cezası yanında TCK.nun 157/1. maddesi uyarınca “12 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, TCK.nun 43. maddesi uyarınca ¼ oranında artırılarak 15 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 62.maddesi uyarınca 1/6 oranında indirilerek 12 tam gün karşılığı ve 52/2 maddesi uyarınca 1 tam gün 20 TL’den olmak üzere 240 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” şeklindeki kısımların “5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, TCK.nun 43. maddesi uyarınca ¼ oranında artırılarak 6 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 62.maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak 5 gün adli para cezası ve bu cezanın da 52/2 maddesi uyarınca 1 tam gün 20 TL den olmak üzere 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” şeklinde değiştirilmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.