YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3899
KARAR NO : 2011/13849
KARAR TARİHİ : 04.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki muarazanın önlenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı eczacı olduğunu, aralarındaki sözleşmeye dayanarak davalı kurum mensuplarına ilaç verdiğini, davalının 19.2.2007 tarihli teftiş kurulu raporuna dayanarak ve kurum sigortalı ve yakınlarına ilaç verilmediğini gerekçe göstererek aralarındaki sözleşmeyi 3 yıl süreyle feshettiğini, feshin haksız olduğunu ileri sürerek fesih işleminin iptalini, muarazanın giderilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Davanın kabulüne dair mahkemenin verdiği ilk kararın davalının temyizi üzerine dairemizce bozulması sonucu, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda yine davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin 31.7.2007 tarihli kararı davalı temyizi üzerine dairemizce “… tarafların delillerinin toplanmadığı, fesih gerekçesinin neye dayandırıldığının tesbit edilmediği, bu itibarla taraflardan delillerinin sorulup toplanması, fesih gerekçesinin yerinde olup olmadığının tesbiti, sahte reçete tanzimi mevcut ise reçete asılları ve bu hususta ibraz edilecek taraf delillerinin toplanması, gerektiğinde bilirkişi görüşünede başvurularak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmuştur. Hemen belirtmek gerekirki, bozma ilamına uyulması nedeniyle bozma kararı doğrultusunda yargılama yapılması zorunludur. Dosyaya sunulan belge ve bilgilerden, 2011/3899-13849
Davalı kurumun, kuruma fatura edilen reçetelerden 1 adedinde sahtecilik yapıldığı gerekçesiyle sözleşmeyi feshettiği anlaşılmaktadır. Bozma ilamına uyan mahkemece, başka bir eczacı tarafından açılan davada alınan bilirkişi raporu esas alınarak, dava konusu olaydada davacının sahte reçete olayına bilerek girdiğine dair delil elde edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysaki davacının başka bir şahsın olduğu davada alınan bilirkişi raporu hükme esas alınamayacağı gibi, her iki davanın konusunda sahte reçete iddiasına dayalı olsada, olayların birbirinin aynısı olduğunun kabulüde olanaksızdır. Hal böyle olunca, eldeki dava dosyasında delillerin ayrıca değerlendirilip sonuca ulaşılması gerekir. Hal böyle olunca mahkemece dosya arasına alınan reçete asılları üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılarak, bu husustaki sözleşme hükümleri ile tarafların diğer delilleride birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekir. Mahkemece değinilen bu hususlar gözardı edilerek, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 04.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.