Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/17197 E. 2011/12692 K. 15.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/17197
KARAR NO : 2011/12692
KARAR TARİHİ : 15.09.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı tarafından aleyhine Kartal 6.İcra Müdürlüğü’nün 2006/5358 esas sayılı takip dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, takibin dayanağı olarak vadesiz mevduat hesabına gönderilen havaleyi gösterdiğini, davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, aslında takip mesnedi bu havalelerin davalının kendisine olan borçlarının karşılığı olduğunu, tarafların dayı-hala çocuğu olup davalının kendisinden almış olduğu ödünç paralar ile hatır çeklerinin karşılığı olarak banka kanalıyla ödemede bulunduğunu, havalelerde herhangi bir açıklama da bulunmadığını, dolayısıyla davalının gönderdiği havaleler ile kendisine olan borcunu … olup herhangi bir alacağı bulunmadığını, bunun aksini iddia etmekte ise kanıtlama yükümlülüğünün de ona ait olduğunu ileri sürerek icra takibinin iptali ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davacının müteahhit olup 2004 yılında villa inşaatına başladığını, bu inşaatlara sermayesi yetmeyince önce kardeşini ortak ettiğini, iki kardeş sermayeleri yetmeyince kendisini gizli ortak olarak aldıklarını, malzeme bedellerinin kendisince karşılandığını, ancak davacı tarafından söz konusu malların faturasının şirket adına kestirildiğini, davacı tarafından inşaattaki harcamalara ilişkin el yazısını içerir defter mevcut olduğunu, hatta 2010/17197 2011/12692
buradaki ödemelerin kendi çekleri ile yapıldığını, bilahare davacının düşük bedelle daireleri satarak ortaklıktan mal kaçırdığını, bunun üzerine ortaklık kârından vazgeçip davacıya havale ile gönderdiği paraları alma yoluna gittiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı tarafından banka havalesi yoluyla gönderilen ödemeler dayanak gösterilerek aleyhine icra takibi yapıldığını, ancak bu ödemelerin davalıya vermiş olduğu borcun ödemesi olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, davalı da taraflar arasında adi ortaklık mevcut olup takibe konu edilen havalelerin de ortaklığa yapılan ödemeler olduğunu savunmuştur. Mahkemece, havalenin mevcut borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcut olduğu, bu yasal karinenin tersini ileri süren havalecinin iddiasını kanıtlaması gerektiği, davalının yasal deliller ile karinenin aksini ispatlayamadığından davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki davalı, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi mevcut olduğunu ileri sürmüş olup Mahkemece davalının bu savunması üzerinde durulup taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi olup olmadığı hususu araştırılmamıştır. O halde, Mahkemece davalının bu savunması üzerinde durulup somut olayda adi ortaklık ilişkisi mevcut olup olmadığı araştırılmalı, gerekirse davacı isticvap edilerek beyanına başvurulmalı ve hâsıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 15.9.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.