YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10028
KARAR NO : 2011/12186
KARAR TARİHİ : 14.09.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı …’nin arsasına yapılacak bina için kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince diğer davalı müteahhit ile kendisi arasında 21.3.1995 tarihli adi ortaklık sözleşmesinin düzenlendiğini, bu sözleşmeden kaynaklanan ve hissesine düşen 1/3’lük kısım olan 3 daire ile 3 dükkanın değerinin tespitiyle ortaklık hissesine mahsuben fazlası saklı şimdilik 16.000.00 TL’nin faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı … ile adi ortaklık ilişkisinin kanıtlanamamış olmasına göre bu davalı yönünden temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı ile davalı …’in kat karşılığı inşaat yapmak için adi ortaklık sözleşmesi düzenledikleri uyuşmazlık konusu değildir. Davacı … bu dava ile de, adi ortaklığın tasfiyesi sonucu bakiye bedeli talep etmektedir. Her ne kadar mahkemece adi ortaklık sözleşmesinin açılan önceki davada, bu davanın davacısının kusuru nedeniyle fesih edildiği ve yine davacının açtığı tapu iptal ve tescil davasının da reddedildiği gerekçe gösterilmek suretiyle dava reddedilmiş ise de, sözleşmenin feshine ilişkin davada adi ortaklık ilişkisinin tasfiye edilmediği anlaşılmaktadır. Ayrıca tapu iptal ve tescil davası taşınmazların 3. kişiler
2011/10028-12186
satışı nedeniyle reddedilmiştir. Bu hali ile, dava tarihi itibariyle ortaklığın sonlandırılmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece taraflar arasındaki adi ortaklığın “ sözleşmenin feshinin kesinleştiği tarih itibariyle “ tasfiyesi zorunludur. Mahkemece öncelikle taraflardan kurulan inşaat adi ortaklığı nedeniyle taraflarca konulan sermaye ve inşaatların devamı süresince inşaat giderleri dahil yapılan tüm masraflar, satılan bağımsız bölümlerin satış bedelleri ve inşaatın kar ve zarar durumları konusunda ayrıntılı hesap istenmeli, verilen hesap listesi üzerinde tarafların uyuşup uyuşmadıkları noktalar saptanmalı, uyuşulmayan konularda tarafların delil ve karşı delilleri sorulup toplanmalı, tarafların yapılan masraflar ve satılan bağımsız bölümlerin satış bedelleri konusunda uyuşamadıklarının tespiti halinde tüm delillerin toplanmasından sonra mahallinde keşif yapılmalı, yapılan tüm inşaat masrafları, üçüncü kişilere satılan bağımsız bölümlerin satış tarihlerindeki gerçek raiç değerleri ve satılan taşınmazların satış tarihi itibariyle sürüm değerleri ile elde kalan taşınmazların sürüm değerleri tek tek belirlenmek suretiyle ortaklığın aktifi ve pasifi saptanmalı, varsa öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli, kalan miktardan tarafların koydukları sermayeleri koydukları pay oranında iade edilmeli, konulan sermaye payının ispat edilememesi durumunda her bir ortağın sermaye payının eşit olduğu ve her bir ortağını hissesinin diğerine eşit olduğu kabul edilmek suretiyle tasfiye sağlanmalıdır. Mahkemenin tüm bu yönleri göz ardı ederek, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince davalı … Arslan’a yönelik temyiz itirazlarının reddine, 2.bent gereğince davalı …’e yönelik temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 11.20 TL. temyiz harcının istek halinde davalı … ile davacıya iadesine, 14.9.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.