YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3878
KARAR NO : 2011/12225
KARAR TARİHİ : 14.09.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı ile imzalamış olduğu sözleşme gereğince kullandığı kredi kartı ve ek karta ilişkin borcuna istinaden hakkında icra takibi başlatıldığını, banka tarafından uygulanan faizin fahiş olduğunu belirterek takipte istenilen faiz oranının yasal faiz olarak uyarlanmasını istemiş, 20.06.2003 tarihli dilekçe ile borç miktarının 4822 sayılı yasaya göre, 29.03.2006 tarihli protokol ile de 5464 sayılı yasaya göre tespit edilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemenin, davanın reddine dair 20.09.2004 tarih ve 2004/343 – 767 Esas ve Karar sayılı kararının davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine “Bankanın hazırladığı ödeme planının yasaya uygun olup olmadığının tespiti gerektiğinden bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılarak bankanın hazırladığı ödeme planının 4822 sayılı yasaya uygun olup olmadığının belirlenmesi, uygun olmadığının tespiti halinde anılan yasaya göre, borcun tespiti” gerektiğinden bahisle Dairemizce bozulması üzerine, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda mahkemece, bilirkişi raporuda dikkate alınarak davanın kabulü ile davacının davalı bankaya 9.251.12.TL borçlu olmadığının tespiti ile bu miktar üzerinden %40 icra tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm davacı ile davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2011/3878-12225
2-Davalının temyiz itirazı yönünden; İ.İ.K.’ nun 72/5. maddesi uyarınca alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanı sıra, alacaklı davalının ayrıca kötüniyetli olması da gerekir. Başka bir deyişle, davalı alacaklı icra takibi yapmakta kötüniyetli değilse aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilemez. Dava konusu olayda, davalının kötüniyetli olduğu davacı tarafından ispat edilmediği gibi bu hususta dosyada herhangi bir delil de bulunmamaktadır. Bu durumda davalı aleyhine kötüniyet tazminatı şartlarının oluştuğu kabul edilemez. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; davacının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle; mahkeme kararının hüküm bölümünün 2. satır başında yer alan (Dava konusu edilen bu miktar üzerinden %40 icra tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine sözlerinin karardan çıkartılarak yerine aynen (Koşulları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine) sözlerinin yazılmasına, hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 18.40 TL temyiz harcın davalıya iadesine, 14.9.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.