YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2360
KARAR NO : 2011/4958
KARAR TARİHİ : 31.03.2011
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın davalı Banka yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar Toki ve … A.Ş avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, “ … “ adıyla bilinen projede yer alan 13. Bölge, D 12 Blokta bulunan 36 nolu daireyi davalı TOKİ adına vekaleten davalı … A.Ş.’den 200.000- TL bedelle 19/03/2005 tarihli “Taşınmaz Satış Sözleşmesi” ile satın aldığını, davalıların satış sırasında reklamını yaptıkları projede müşterilerine vaat edilen taahhütlerini yerine getirmediklerini, eksik ve ayıplı işler bulunduğunu, ağır kusur ve hile ile gizlenen ve taşınmazda değer kaybına sebep olan ayıp ve eksiklikler nedeniyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … İnşaat..A.Ş., davalı Toki’ye vekaleten satış yaptıklarını, hukuken taraf olmadıklarını, davanın husumetten reddi gerektiğini, satılan taşınmazda ayıp bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Davalı Toki, inşaatın onaylı projeye uygun yapıldığını, tanıtım ve reklam broşürlerine aynen uyulduğunu, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını belirterek, davanın reddini dilemiştir.
Davalı Banka, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taşınmazda eksik ifa bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 5.000-TL’nin dava tarihinden, 7.601-TL’nin ıslah tarihinden olmak üzere 12.601-TL’nin yasal faizi ile birlikte davalılar … A.ş ile Toki’den alınıp davacıya verilmesine, davalı banka hakkında açılan davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davalı … İnşaat… A.Ş.ve davalı TOKİ tarafından temyiz edilmiştir.
2011/2360-4958
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, satış esnasında sunulan projede ve tanıtımlarda belirtilen ancak bunlara uygun olarak yapılmayan veya eksik yapılan işler nedeni ile davacının satın aldığı konutta oluşan değer kaybının ödetilmesi talebine ilişkindir. Dava konusu spor kompleksinin mülkiyeti TOKİ’ye ait olan 518 ada üzerinde inşa edilmesi ve TOKİ tarafından halka açık hale getirilmesi nedeniyle taşınmazda eksik ifa bulunduğu mahkemenin de kabulündedir. Mahkemece, dava konusu spor kompleksi yönünden taraflar arasında ihtilafsız olan satış bedeli üzerinden gerekli indirim yapılması gerekirken, spor alanlarının kamuya açık hale dönüşmesi yanında havuzun bağımsız bölümün parselinde olmaması ve sitenin genel çevre duvarının ve demir parmaklıkların yapılmamasını gizli ayıp kabul ederek taşınmazda toplam 12.601-TL değer azalmasına yol açtığı bildirilen bilirkişi heyeti raporunun hükme esas alınması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 187.00 TL. temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 31.3.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dosya kapsamından davacının dava konusu ettiği ayıp ve eksiklerle ilgili olarak dosyaya ibraz edilen, bilirkişi raporları, projeler, tapu kayıtları ve tüm delillerden; taahhüt edilen projenin, takriben 1000 dönümlük arazi üzerinde adalar bazında birçok siteden oluşan çok büyük bir proje olduğu ve taahhüt edilen hususların projeye uygun gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Davacının, eksik ve ayıplı olduğunu iddia ettiği unsurlardan spor kompleksinin “… Olimpia kent” projesinin vaziyet planında, internet ilanlarında, tanıtım maketlerinde gösterildiği ve projenin reklamının bu şekilde yapıldığı, bu nedenle davacıda bu yerlerin siteye ait olduğu intibaının uyandırıldığı, halbuki; taahhüt edilen spor kompleksinin mülkiyeti TOKİ’ye ait 518 ada üzerine inşa edildiği ve TOKİ tarafından halka açık hale getirildiği, bu durumun ayıplı ifa değil “eksik ifa” mahiyetinde olduğu bu yüzden davacının 10 yıllık zamanaşımı
2011/2360-4958
süresinde satıcının sorumluluğuna gidebileceği yolundaki dairemiz çoğunluğunun bozma görüşüne katılmıyoruz. Zira yukarıda açıklandığı üzere; taahhüt edilen proje bir tek ada veya bir tek siteden meydana gelmemektedir. Takriben 1000 dönüm (1.000.000 m2) arazi üzerinde birçok ada ve siteden oluşmaktadır. Her sitenin havuz ve sosyal tesislere sahip olduğu etraflarının duvarla çevrildiği ve gerekli güvenliğin sağlandığı dosyadan açıkça anlaşılmaktadır.
Başlangıçta projeyle ilgili tüm alan TOKİ’ye ait olduğu da açıktır. Davacı, buradan proje kapsamında bir konut satın almıştır. Proje kapsamında davacının konut satın aldığı ada dışındaki adalara inşa edilen okul, çarşı, spor kompleksi gibi unsurlar ile sitelerin ortak yollarının site sakinlerinin özel mülkiyetine ait olacağına dair davalılarca herhangi bir taahhütte bulunulmadığı gibi bu gibi unsurların site sakinlerinin özel mülkiyetinde olmasının beklenmesi de hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenlerle TOKİ arazisine inşa edilen spor kompleksininde TOKİ’ye ait olması doğaldır.
Davalılar yapılacak spor kompleksinin mülkiyetinin site sakinlerine devredileceği taahhüdünde bulunmamış ve spor kompleksini davacının da istifade edebileceği şekilde proje kapsamında gerçekleştirmişlerdir. Kaldı ki, tapu kayıtlarının aleni olması nedeniyle davacı satın aldığı konutun tapusunun neyi kapsadığını bilebilecek durumda olup TMK 1020.maddesi gereğince “Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.” kuralı karşısında, davacının spor kompleksinin site sakinlerine ait olması gerektiği iddiasının da dinlenmesi mümkün değildir. Ortada bu nedenlerle “eksik ifadan” bahsedilemez.
Bu nedenlerle; Dairemiz çoğunluğunun “Eksik İfa” nedeniyle bozma doğrultusundaki görüşüne katılmamaktayız. Mahkemenin davanın reddine dair kararının onanması gerektiği görüşündeyiz.