Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/4274 E. 2011/12961 K. 26.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4274
KARAR NO : 2011/12961
KARAR TARİHİ : 26.12.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı … … Yönetim A.Ş., davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını, üzerine kayıtlı taşınmazını mal kaçırma amaçlı davalı …’a sattığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, borcu karşılayacak miktarda haciz yapıldığı ve aciz vesikasının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece tasarruf tarihinden itibaren İİK 278. maddesinde öngörülen iki yıllık ve 5411 sayılı Yasanın 138. maddesindeki 9 aylık sürelerin geçtiği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, … … Yönetim A.Ş., davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın İİK’nın 278. maddesindeki süre geçtikten sonra açıldığı düşüncesi ile reddine karar verilmiş ise de, toplanan deliller hükme yeterli değildir.
Tasarrufun iptali halleri, ivazsız tasarruflar (İİK 278), aciz halinde yapılan tasarruflar (İİK 279) ve zarar verme kastı ile yapılan tasarruflar (İİK 280) olarak belirlenmiş olup, bu iptale tabi tasarruflar haciz, aciz veya iflasın açılması tarihinden geriye doğru İİK 278. maddesinde 2 yıl, İİK 279. maddesinde 1 yıl ve İİK 280. maddesinde ise 5 yıllık süre ile sınırlandırılmıştır. Sözkonusu süreler ile
İİK 284. maddesinde iptal davasının tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl içerisinde açılması gerekliliğini öngören hak düşürücü süre farklı nitelikte sürelerdir.
Tasarrufun iptali davalarında borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiş olmakla birlikte bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış da değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK’nın 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı). Somut olayda dava konusu tasarruf 30.03.2006 tarihinde yapılmış, dava ise 29.01.2009 günü açılmıştır. Hal böyle olunca dava İİK 284. maddesinde öngörülen 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu gibi, İİK 278. maddesinde öngörülen süre tasarruf tarihinden değil haciz, aciz veya iflasın açılması tarihinden başlamaktadır. Bu bakımdan davacının iptal nedenlerinden bir ya da birkaç nedene dayanmış olsa dahi yukarıdaki açıklamalar ışığında araştırmanın tüm iptal nedenleri yönünden yapılması ve sonucunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 26.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.