Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/16591 E. 2021/10226 K. 13.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16591
KARAR NO : 2021/10226
KARAR TARİHİ : 13.12.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Av. … tarafından, davalılar … ve …-… Genel Müdürlüğü aleyhine 16/06/2015 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın davalı … yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden esastan reddine dair verilen 08/10/2020 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı … vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
KARAR
Davacı vekili; 22/02/2015 tarihinde müvekkilinin idaresindeki aracıyla seyir halinde iken davalı …’ye ait su borusunun patlamasıyla oluşan su birikintisi ve buzlanma sebebiyle direksiyon hakimiyetini kaybederek yol kenarındaki direğe çarptığını, kaza nedeniyle müvekkilinin kalıcı sakatlık geçirdiğini, davalı … ve …’nin su borusunun bakım ve onarımını yapmadığını, arızaya zamanında müdahale etmeyerek su birikintisi ve buzlanmaya sebep olduğunu, davalı KGM’nin bakım ve sorumluluk alanındaki yolda meydana gelen bu olumsuzluğa zamanında ve gerekli tedbiri almamasının neden olduğunu ve davalıların asli ve tam kusurları neticesinde zararın meydana geldiğini, kaza mahallinde bu denli su birikintisi ve buzlanma meydana gelmemiş olsaydı veya davalı KGM müdahale ederek barikat veya şerit ile yolu kapatmış olsaydı işbu kazanın meydana gelmeyeceğini, kaza tespit tutanağının kusura ilişkin kısmına itiraz ettiklerini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; 28/07/2020 tarihli dilekçesiyle talebini 104.396,47 TL ye yükseltmiştir.
Davalı taraf vekilleri; idari yargının görevli olduğunu ve kusurları bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine dair verilen ilk hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 02/06/2016 tarihli ve 2016/7342 esas, 2016/6776 karar sayılı ilamı ile “Somut olayda, kazanın meydana geldiği yerde su borusunun patlaması neticesinde yol üzerinde su birikintisi oluştuğu, buzlanma nedeniyle davacı idaresinde seyir halinde olan aracın kontrolden çıkarak yol kenarındaki direği çarptığı ve kaza nedeniyle davacının yaralandığının iddia edilmiş olduğu, davalı … vekilince kazanın meydana geldiği yolun karla ve buzla mücadele, bakım, yapım ve onarım işlerinin yapılan ihale sonucunda yüklenici … İnş. Nak. Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile … … Sosyal Hiz. Gıda İnş. Tem. ve Mad. San. Tic. Ltd. Şti’ne verildiği beyan edilip dosyaya ihale sözleşmesi örneklerinin sunulmuş olduğu, zarara neden olduğu iddia edilen yol bakım, yapım ve onarım işi ihale ile dava dışı … ve …
… şirketlerine verildiğinden artık uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğu (HGK 2010/7-332 E-2010/344 Karar). bu durumda mahkemece, adli yargının görevli olduğu nazara alınıp işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiş, bozma sebep ve şekline göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; benimsenen bilirkişi raporu uyarınca davalı … Belediyesinin davaya konu kazanın meydana gelmesinde %75 ve davacının %25 oranında kusurlu olduğu, diğer davalılara kusur atfedilemeyeceği gerekçesiyle benimsenen hesap raporu uyarınca; davanın davalı … yönünden kabulü ile 104.396,47 TL tazminatın kaza tarihi olan 22/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, diğer davalılar yönünden davanın esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada mahallinde keşif yapılmamış, dosya kapsamında mahkemece üç farklı bilirkişi heyetinden rapor alınmış, bunlardan;
15/01/2017 tarihli trafik bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda; olay yeri yan yolun çevre yolundan orta refüj ile ayrılmış banket ile beraber 8 metre genişliğinde tek yönlü ve iki şeritli yol olduğu, kazanın meydana geldiği noktanın gerisinde yol üzerinde 30 metre uzunluğunda ve 4 metre genişliğinde su birikintisinin bulunduğu, su birikintisinin devamında buzlanma olduğu, su birikintisinin yolun bir şeridini kapladığı tespitlerine kaza tespit tutanağında yer verildiği belirtilerek, hakimiyetini kaybettiği aracını kaplama üzerinde tutma becerisi gösteremeyen davacının %100 kusurlu olduğu, su arızasına müdahale eden belediye görevlilerinin su birikintisi oluşan bölümde herhangi bir işaretleme yapmadıkları, kazanın sürücünün aniden su birikintisine girmesi sonucu değil, su birikintisinin yanından 30 metre seyrederek gitmesi sonrasında sağ şeride geçerken meydana geldiği, doğa olayı sonucu zeminde buzlanma olabileceğinden, su arızasına müdahale eden görevliler ile yolun yapım, bakım ve onarımından sorumlu kuruluşun herhangi bir kusuru bulunmadığı kanaati bildirilmiş,
… … Trafik İhtisas Dairesinin 05/12/2017 tarihli raporunda, yukarıda açıklanan rapor içeriğine yer verilerek, hızını azaltmayan ve kısmi buzlanma olan alanda vasıtasının kontrolünü kaybeden davacı asli ve tam kusurlu bulunmuş, davacı dışında kusur atfedilebilecek kişi, kuruluş veya unsurun bulunmadığı mütalaa edilmiştir.
İTÜ’den alınan ve mahkemece hükme esas alınan 30/04/2018 tarihli raporda ise, sadece su kaçağı olan bölgede yol üzerinde su birikmesi nedeniyle buzlanma oluştuğu, su kaçağı olmasa yolda buzlanma oluşmayacağı, bu mahalde herhangi bir işaretleme yapılmadığı, suyun yüzeyden tahliyesi için mazgalların aktif halde bulundurulmadığı, bu şekilde 30 metrelik bölümde su birikintisine neden olunduğu, sürücülerin uyarılmadığı, birikintinin yoldan tahliye edilmediği ve buz oluşumunun engellenmediği, davalıların yasayla kendilerine verilen, yolun trafik güvenliğinin sağlanması görevini yapmadığı hususları yeterince dikkate alınmadığından ilk rapora itibar edilemeyeceği, …’dan alınan raporda ise trafik güvenliğinin sadece sürücünün dikkatine bırakıldığı, 2918 sayılı KTK’nın 7 ila 10. maddelerinde belirtilen ilgili kurum ve kuruluşların trafik güvenliğine ilişkin görev ve sorumluluklarının göz ardı edildiği ifade edilerek bahsedilen madde hükümlerine raporda yer verilmiş, sonuç olarak buzlanmanın meydana geldiği yola akan suyun yol kenarındaki mazgal deliklerinden tahliyesi için gerekli alt yapıyı oluşturmayan, bakım ve onarımından sorumlu olduğu yolun trafik akışının tehlikeli halde kalmasına neden davalı … Belediyesinin olayın meydana gelişinde %75 oranında kusurlu olduğu, davacının ise daha yavaş ve dikkatli seyretmemesi, hızını gece görüş şartlarına göre ayarlamaması nedeniyle %25 oranında kusurlu olduğu kanaati bildirilmiştir.
Mahkemece İTÜ’den alınan 30/04/2018 tarihli kusur raporu benimsenerek, alınan aktüer bilirkişi raporu uyarınca, davanın davalı … yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden esastan reddine karar verilmiştir.
Davalı KGM vekili cevabında, belediyenin ihmali yüzünden su borusunun patladığını, İdare tarafından ihalesi yapılan KGM nin sorumluluk ağındaki Devlet ve il yollarında rutin bakım ve buzla mücadele hizmetlerinin yapım işinin yüklenici … – … … şirketlerinin taahhüdünde bulunan ve kazanın olduğu yeri de kapsayan alan içinde meydana geldiğini, kaza buzlanma nedeniyle oluştuğundan dosyaya sundukları 04/06/2014 tarihli bu sözleşme kapsamına girdiğini, sorumluluğun yükleniciye ait olduğunu ifade etmiş, davalı … vekili ise kazanın olduğu yere ilişkin sorumluluğun KGM ye ait olduğunu savunmuştur.
Hal böyle olunca uyuşmazlık öncelikle, kazanın meydana geldiği yolun yapım, bakım ve onarımının hangi kurum/kurumların sorumluluk sahasında kaldığının tespit edilmesi noktasında toplanmaktadır. Bu bağlamda kazanın olduğu yola ilişkin davalıların görev ve sorumluluk alanlarının kapsamının, yola akan suların tahliyesini sağlayan mazgalların aktif halde bulunmaması, yolun bakım ve onarımına ve işaretlemelere ilişkin eksiklik konularında her bir davalı yönünden ayrı ayrı kusur ve sorumluluklarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir. Bu halile, hükme esas alınan kusur raporu hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Eksik inceleme ile karar verilemez.
Şu halde mahkemece; mahallinde keşif yapılarak, kazanın gerçekleştiği yolun hangi kurum/kurumların sorumluluk sahasında kaldığı konusunda, tarafların itirazlarını da karşılar şekilde, dosya da mevcut raporlar ve yolun rutin bakım ve buzla mücadele hizmetlerinin yapılması işine dair 04/06/2014 tarihli sözleşme de da irdelenmek suretiyle uzman bilirkişi heyetinden denetime elverişli ve gerekçeli rapor alınarak, bu hususun net bir şekilde açıklığa kavuşturulması ve her bir davalı yönünden kusur ve sorumluluklarının bulunup bulunmadığının saptanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.
2) Bozma neden ve şekline göre temyize gelen tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı … vekili yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre temyize gelen tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ile davalı …’na geri verilmesine 13/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.