Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2013/13922 E. 2013/16347 K. 26.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13922
KARAR NO : 2013/16347
KARAR TARİHİ : 26.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesi taraf vekillerince, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz edenlerden davalı vekilleri Av…. ve Av…. ile davacı vekili Av…. geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki;
1-2942 sayılı Yasanın 4650 sayılı Yasa ile değişik 11. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendine göre; bilirkişi kurulu arazi niteliğindeki taşınmazın, kamulaştırma tarihindeki mevki ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini esas tutarak bedelin tespitinde etkili olacak bütün nitelik ve unsurları ve her unsurun ayrı ayrı değerini belirtmek suretiyle ayrıca ilgililerin de beyanını dikkate alarak düzenleyeceği gerekçeli değerlendirme raporunda değerini tespit etmelidir.
Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında ise; özel ve dikkate alınması gereken haklı bir neden bulunmadıkça tarım arazilerinin olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden bilimsel yöntemle yapılacak değerlendirmede, münavebeye alınacak ürünler için aynı Yasanın 4650 sayılı Yasa ile değişik 15. maddesinin son fıkrası uyarınca, kamulaştırma belgelerinin mahkemeye verildiği gün itibarıyla dekar başına elde edilecek ortalama verimine, üretim giderine ve toptan satış fiyatına ilişkin olarak ciddi istatistiki bilgilere dayalı olduğu bilinen o yerdeki gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüğü verilerinin esas alınması aranmaktadır.
Bu nedenle, dava konusu taşınmazın Gülnar ilçesinde bulunduğu gözetilerek, münavebeye alınacak ürünler için Gülnar İlçesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün 2010 yılı itibariyle dekar başına ortalama verimini, üretim giderlerini ve kilogram başına toptan satış fiyatlarını gösterir ilçe genelinde geçerli olan veri cetvelinin esas alınması gerekirken, bilirkişi kurulunca Mersin Merkez, Silifke, Aydıncık ve Erdemli ilçelerine ait verilerin ortalaması esas alınarak hesaplama yapılması,
2-Dava konusu taşınmazın; köy yerleşim merkezinde ve köyün gelişme yönünde olması, Aydıncık ilçe merkezine 20km ve denize 200m uzaklıkta bulunması, tarihi ve turistik mekanlara yakınlığı, denizinin temizliği ve gürültü kirliliğinin azlığı dolayısıyla turistlerin ve yatırımcıların tercihi gibi hususların tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın değerinde en fazla %20 oranında objektif değer artışına neden olabileceği düşünülmeden, %50 oranında objektif değer artışı uygulayan bilirkişi kurulu raporuna göre karar verilmesi,
3-Dava konusu taşınmazın kamulaştırma dışında kalan bölümünün yüzölçümü, konumu ve oluşan kot farkından dolayı kalan kısımda %20 değer kaybı verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
4-Gerekçeli kararın (6) numaralı hüküm fıkrasında, davalı yararına hükmedilen avukatlık ücretinin “davacıdan alınıp davalıya verilmesine” şeklinde olması gerekirken “davalıdan alınıp davacıya verilmesine” şeklinde yazılması,
5-Anayasanın kamulaştırmayı düzenleyen 46. maddesinde, devlet ve kamu tüzel kişilerinin kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmazların tamamını veya bir kısmını kamulaştırmaya yetkili oldukları hükme bağlanmış olup bu düzenlemeye göre, kamulaştırma yapma yetkisine sahip kuruluşlar kamulaştırılan taşınmazın değerinin tam karşılığını malikine ödemek zorundadırlar. Öte yandan, 2942 sayılı Kamulaştırma Yasası’nın 10. maddesinin sekizinci fıkrasında ise; hakimin, adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeline hükmetmesi ve taşınmaz malikinin eline geçecek bedelin kamulaştırılanın değerine uygun olup olmadığını gözetmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, somut olayda, mahkemece hükmolunan kamulaştırma bedeli, işin önemi ve niteliği, hükmolunan şeyin tahammülü dikkate alınarak idare yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, idareye avukatlık ücreti verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı ve davacı yararına takdir edilen 990,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa, davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 26.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.