YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/19168
KARAR NO : 2021/10228
KARAR TARİHİ : 13.12.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Davacı … vekili Av. … tarafından, davalılar … ve diğerleri aleyhine 27/12/2013 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne dair verilen 03/03/2021 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
KARAR
Davacı vekili; 05/10/2010 tarihinde davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik (…) sigortacısı oldukları araçların sebebiyet verdiği trafik kazası sonucunda yaya olan davacının yaralandığını ileri sürerek, şimdilik 2.000,00 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın (davalı … şirketleri sadece maddi tazminattan sorumlu olmak üzere) avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; 21/06/2018 tarihli miktar artırım dilekçesi ile talebini toplam 112.616,13 TL ye yükseltmiştir.
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde, davacının maluliyeti ile kusur oranlarının tespiti gerektiğini, davacıda olay anında herhangi bir kırık ve yaşamını tehlikeye düşürecek bir yaralanma olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, olayda Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve yasal süresinde talep halinde dosyanın görevli … Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine dair verilen ilk hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 22/09/2014 tarihli ve 2014/14935 esas, 2014/12347 karar sayılı ilamı ile “zorunlu sigortanın 6102 sayılı TTK’da düzenlenmesine ve aynı Kanun’un 4. maddesi uyarınca bu kanunda düzenlenen işlerden kaynaklanan hukuk davalarının ticari dava niteliğinde olduğunun kabul edilmesine göre, mahkemece yargılamaya devam edilip işin esası yönünden varılacak sonuca göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının maddi tazminat davasının kabulü ile 1.478,34 TL kazanç kaybı, 111.137,79 TL çalışma gücünde meydana gelen eksilmeden kaynaklı zarar olmak üzere 112.616,13 TL toplam maddi ../…
tazminatın davalılar… ve … Otobüs İşletmeleri Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nden 05/10/2010 kaza tarihinden itibaren, davalı …Ş ve …den 27/12/2013 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın 05/10/2010 kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılar … ve … Otobüs İşletmeleri Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nden müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
1) Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak, ceza dosyasında Adli Tıp Kurumu Kocaeli Şube Müdürlüğü’nün tek adli tıp uzmanı tarafından düzenlenen 25/06/2012 tarihli raporunda, sol alt ekstremitede yaygın hassasiyet bulunduğu, olay tarihinde çekilen grafilerde travmatik patoloji tespit edilmediği, 05/05/2011 tarihli sağlık kurulu raporunda menisküs yırtığı nedeniyle 03/05/2011 tarihinden itibaren 45 gün istirahat verildiği, trafik kazasından 7 ay sonra (02/05/2011 tarihinde) tespit edilen menisküs yırtığı ile kaza arasında illiyet bağı kurulamadığından, yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece … Üniversitesi … Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 21/05/2018 tarihli maluliyet raporunda ise, kaza sebebiyle sol dizde plika sendromu sonucu gelişen hareket kısıtlılığı arızasının …’ne göre %15.2 oranında meslekte kazanma gücü kaybı oranına sahip bulunduğu ve geçici işgöremezlik (tıbbi iyileşme) süresinin 3 ay olarak kabulü gerektiği tespit edilmiş ve mahkemece bu rapor hükme esas alınmıştır. %15.2 maluliyet oranı esas alınarak aktüer rapor düzenlenmiş ve mahkemece sözlü yargılama aşamasına geçilmiş, 23/06/2020 tarihli duruşmada tahkikat aşamasına dönülerek ATK 2. İhtisas Kurulundan mevcut raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla yeni bir rapor alınmasına karar verilmiştir. 17/07/2020 tarihli ara kararıyla ise dava tarihi dikkate alındığında , alınacak yeni raporun tahkikatı uzatacağı gerekçesiyle usul ekonomisi gereği ara kararından rücu edildiği belirtilerek sözlü yargılama aşamasına tekrar dönülmesine karar verilmiş; bu arada ATK 2. İhtisas Kurulunun 21/08/2020 tarihli yazısında, çelişkinin giderilmesi amacıyla rapor düzenlenebilmesi için gerek duyulan tıbbi belgeler ve yeni alınacak muayene raporlarının neler olduğu mahkemeye bildirilmiş; mahkemece yeni bir maluliyet raporu alınmasının yargılamayı uzatacağı, ceza dosyasında alınan raporun tek adli tıp uzmanı tarafından düzenlendiği, üniversite hastanelerinin ise maluliyet oranı tespitine ehil olduğu gerekçesiyle, yargılamada alınan %15.2 oranını belirleyen raporu hükme esas alınarak karar verilmiştir.
Dosya içerisinde bulunan raporlar arasında açıkça ve büyük oranda bir çelişki bulunmakta olup, davalının hukuki durumunun, maluliyette gelişen durum olup olmadığı sorunu çözüldükten sonra değerlendirilmesi gerektiği gözetilmelidir. Davacının maluliyetinin haksız fiil sorumlusunun fiili sonucu oluştuğunun, yani haksız fiil ile maluliyet arasında ../…
illiyet bağı bulunduğunun belirlenmesi, sorumluluk açısından zorunludur. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Şu halde mahkemece; yukarıda açıklanan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun davacı hakkında rapor düzenleyebilmek için 14/08/2018 tarihli yazısında işaret ettiği eksiklikler tamamlanarak anılan Kurumdan, maluliyet belirlemesine esas teşkil eden fiziksel ve fonksiyonel arazlarda zaman içinde gelişen durum olup olmadığı, maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak, dosyada mevcut raporlar irdelenerek ve aralarındaki çelişkinin giderildiği, açık, anlaşılır ve denetime elverişli yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Bozma neden ve şekline göre, davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 13/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.