YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9683
KARAR NO : 2011/11582
KARAR TARİHİ : 01.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuan tazminat istemine yönelik itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin trafik sigortacısı olduğu aracın, ehliyetsiz sürücü yönetimindeyken meydana gelen kaza sonucunda hasar gören araç için müvekkilince tazminat ödendiğini, ödenen tazminatın sigortalı davalıdan rücuan tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline ait araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde, sigortalı araç sürücüsünün ehliyetsiz ve asli kusurlu olduğu ödenen tazminatın davalıdan kusur oranında rücuan talep edilebileceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne 7.125,00 TL üzerinden icra takibinin devamına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik sigortasından kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Sigortalı aracın sürücü belgesiz sürücü tarafından kullanılması nedeniyle doğan zarar sürücünün kusuru oranında sigortalıdan rücuan talep edilebilir. Mahkemece verilen ilk hüküm Dairemizce, kusur durumunun belirlenmesine ilişkin alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeniden rapor alınması gerektiği gerekçesi
ile bozulmuştur. O halde, uyuşmazlık kusur durumunun belirlenmesi noktasındadır. Sigortalı aracın kısmen yol kaplaması üzerinde park halinde olduğu arkasından gelen aracın çarpmamak için karşı şeride geçtiği ve karşı şeritten gelen araç ile çarpıştığı anlaşılmaktadır. Maddi olgu bu şekilde kabul edilmektedir. Bozma ilamı üzerine hükme esas alınan bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsnün asli kusurlu olduğu belirtilmiştir. Ne var ki; hem kesinleşen ceza yargılamasında hem de diğer aracın kasko sigortacısı tarafından trafik sigortalı araç sürücüsü aleyhine açılan dava sonucunda sigortalı araç sürücüsünün aynı eylemi nedeni ile tali kusurlu olduğu belirlenmiş ve bu hususlar kesinleşmiştir. Her ne kadar B.K’nun 53. maddesi uyarınca ceza mahkemesince belirlenen kusur oranı hukuk mahkemesi için belirleyici olmamakla birlikte, aynı olgularla açıklanan kaza sonucunda birbiri ile tamamen çelişik kusur durumlarının belirlenmesi hukuka duyulan güveni sarsacaktır. Bu nedenle mahkemece bu kez Karayolları Genel Müdürlüğü trafik-fen heyetinden, hukuk ve ceza yargılamasında alınan tüm bilirkişi raporlarının değerlendirildiği, çelişkilerin giderildiği ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, çelişkiler giderilmeksizin hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 1.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.