Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2010/14218 E. 2011/567 K. 25.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14218
KARAR NO : 2011/567
KARAR TARİHİ : 25.01.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasası’nın 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı asiller ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Kamulaştırma Yasası’nın 4650 sayılı Yasayla değişik 11.maddesinin birinci fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (dava) tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır. Mahallinde yapılan keşif sırasında bu yönde herhangi bir tespit yapılmamış olduğu halde, bilirkişi kurulu raporunda gerekçe gösterilmeden dava konusu taşınmaz sulu tarım arazisi sayılmıştır. Sulama kaynağının ne olduğu açıkça gösterilmeden (taşınmazın üzerindeki bir su kaynağından veya yakınındaki bir dereden sulanıp sulanmadığı), sulamanın taşınmazın tamamında ve her mevsim için fiilen yeterli olup olmadığı, dereden sulanıyorsa bu suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama ya da başka bir sistemle mi taşınmaza ulaştığı, yeraltı suyundan hangi sistemle yararlanıldığı hususları ayrıntılı bir biçimde araştırma yapılarak belirlenmeden, pompajla sulama varsa bunun için yapılacak giderlerin de üretim masraflarına ilave edilmesi gerektiği düşünülmeden düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna dayalı hüküm kurulması,
2-2942 sayılı Yasanın 4650 sayılı Yasayla değişik 15. maddesinin son fıkrası uyarınca bilirkişilerce yapılan değer tespitinde, idarece belgelerin mahkemeye verildiği gün (dava tarihi) esas tutulur. Buna göre tarım arazisi olan dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihindeki (2010 yılı) mevki ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirinin tespitinde, münavebeye alınacak ürünlerin 2010 yılına ait dekar başına ortalama verimi ve üretim giderleri ile kg. başına toptan satış fiyatlarının esas alınması gerekir. Kural böyle iken bilirkişilerce düzenlenen raporda İlçe Tarım Müdürlüğünce 2009 yılı veri listesindeki elma,armut ve kiraz için kilogram satış fiyatının,dekar başına ortalama verim miktarı alınıp bulunan değere toptan eşya fiyat endeksi uygulanarak 2010 yılı değerlerinin bulunması,
3-Yargıtay uygulamalarına göre, dikkate alınması gereken özel bir neden veya yanlış bulunmadığı takdirde ciddi istatistiki bilgilere dayandığı bilinen Tarım Müdürlüğü ortalama verilerinin (dekar başına verim, üretim gideri ve toptan satış fiyatı) değerlendirmeye esas alınması gerekir. Şu kadar ki, üretim giderlerinin içerisine tarla kirası, masrafların faiz karşılığı ve genel idari giderler dahil edilmemelidir.
Somut olayda ise, bilirkişi raporunda, resmi veri listesindeki üretim giderlerini oluşturan unsurlar arasında yer alan masrafların faiz karşılığı ve genel idari giderler düşülmeden hesaplama yapılmıştır. Böylece, üretim giderlerini yüksek almak suretiyle taşınmazın net gelirini düşük bulan bilirkişi kurulu raporunun hükme esas alınması,
4-Tapu kaydının incelenmesinden dava konusu taşınmazın 3847 m²’lik bölümü üzerinde önceden irtifak hakkı tesis edildiği anlaşılmış olup bu irtifak hakkının niteliğide belirlenerek taşınmazın değerinde oluşturması kaçınılmaz olan değer kaybının incelenmemiş olması,
5-Yargılama sırasında vekille temsil edilen davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
6- Davacı idare (AKEDAŞ) dava dilekçesinde kamulaştırmanın TEDAŞ Genel Müdürlüğü lehine yapıldığından sözederek, kamulaştırmaya konu edilen mülkiyet hakkının niteliği de gözetilerek TEDAŞ Genel Müdürlüğü adına tescilini ve irtifak hakkının tapuya şerh edilmesini istediği halde istemin dışına çıkılarak AKEDAŞ adına tesciline ve irtifak hakkının davacı adına tesisine hükmedilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinin açıkça ve denetime olanak verecek biçimde ve bir nolu bozmada değinilen hususlar doğrultusunda araştırılıp saptanması, bunun sonucunda taşınmazın fiilen sulandığının kesin olarak belirlenmesi, susuz olduğunun anlaşılması halinde kuru tarım arazilerinde münavebeye alınacak ürünlere ilişkin ortalama verilere göre değerlendirme yapılıp kapitalizasyon faizinin %6 oranında alınması, İlçe Tarım Müdürlüğünden 2010 yılına ilişkin (kuru-sulu ayrımı yapılarak) dekar başına ortalama verimi ve üretim giderleri ile kg. başına toptan satış fiyatlarını gösterir biçimde veri cetvelleri getirtilerek, ortalama değerleri esas alan önceki irtifakı da değerlendiren ek rapor alınmalı diğer bozma sebepleride dikkate alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 25.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.