Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2012/11154 E. 2012/12891 K. 20.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11154
KARAR NO : 2012/12891
KARAR TARİHİ : 20.11.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Dava ve karşı dava dilekçesinde ortak yerlere müdahalenin önlenmesi ve projeye aykırı değişikliklerin eski hale getirilmesi istenilmiştir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı-karşı davacı … tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı-karşı davacı … ile diğer davalı-karşı davacı … geldiler. Aleyhine temyiz olunan davacı-karşı davalı adına gelen olmadı. Gelen asillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Davalı-karşı davacı … dilekçesinde; …’in ortak bahçede üçüncü kişilere yaptırdığı zirai faaliyetlerin önlenmesini, binanın arka bölümündeki otoparkın ve davalıya ait çatıdaki güneş enerjisi sisteminin projeye aykırı olduğundan sökülmesini, verandaların projeye uygun duruma getirilmesini, villa giriş kapısının projede bir kat yukarıda ve ön cephede olduğunun tespitini istemiş; mahkemece zirai faaliyet yapılması ve güneş enerjisi kurulması talepleri yönünden davanın ispat edilemediği, verandanın büyütülmesi ve platform inşaatının yıkılmasına yönelik taleplerin ise bunların yıkılmasının statik olarak binaya zarar vereceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası’nın 19. maddesinin 2. fıkrasına göre; kat maliklerinden biri, bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça anataşınmazın ortak yerlerinde inşaat, onarım, tesis ve değişiklik yaptıramaz. Öte yandan Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre de, projesinde bulunmasa dahi diğer kat maliklerinin muvafakatı alınmaksızın çatı veya terasta güneş enerjisi sisteminin kurulmasına; tesisatın ait olduğu bağımsız bölüm malikinin arsa payına tekabül eden orandan fazla bir alanı kaplamaması, tekniğine uygun olarak inşa ve monte edilmiş bulunması, ana binadaki bütün kat maliklerinin her birinin bu yerlerde
güneş enerjisi sistemi kurmaları halinde yeterli alanın mevcut bulunması ve bu tesisatların ana binanın taşıyıcı sistemine zarar vermemesi, zarar verici durumların giderilmesi ve arıza olduğunda bina ile diğer bağımsız bölümlere gelebilecek bir zararın önlenmesi konusunda her türlü tedbirlerin alınmış olması kaydıyla izin verilmekte; bu koşulların hatalı veya eksik yerine getirilmesinden ya da bakım ve onarımın aksatılması sonucu zarar verici eksiklik veya arızanın ortaya çıkması halinde de mahkemece bu hususta bilirkişi tarafından belirlenecek yanlışlık veya eksikliklerin giderilmesine, gerekli önlemlerin alınmasına karar verilmektedir.
Somut olayda; güneş enerjisi sisteminin yukarıda açıklanan Yargıtay uygulamalarına uygun bir şekilde kurulup kurulmadığı tam olarak saptanmadığı gibi, bilirkişi raporunda projeye aykırı olduğu belirtilen betonarme platformun davacı taleplerinden hangisi ile bağlantılı olduğu ve bu platform ile projedeki ölçülerinden daha küçük yapılan verandaların projeye uygun hale getirilmesinin binayı statik olarak nasıl etkileyeceği ve ne tür bir yük getireceği de bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak açıklanmamıştır. Ayrıca davacının taleplerinden, bina arka cephesindeki otopark ile ilgili de hiç bir araştırma yapılmadığı gibi bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar da verilmemiştir.
Mahkemece; bu işlerden anlayan uzman bilirkişilerle yeniden yapılacak keşifte anataşınmazın onaylı mimari projesi de uygulanmak suretiyle, yukarıda belirtilen hususlar etraflıca araştırılarak düzenlenecek rapor ve oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, dava konusu hususlar tam olarak irdelenmeden düzenlenen raporlara itibarla hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.