Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2011/1688 E. 2011/6664 K. 06.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1688
KARAR NO : 2011/6664
KARAR TARİHİ : 06.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, kamulaştırma bedelinin 65.000.000.000 TL arttırılması ile el koyma tarihinden dava tarihine kadar 3.000.000.000 TL ecrimisil tazminatının faizi ile birlikte tahsili; birleşen davada ise, dava konusu 1484 parselin 24574 m²’lik kısmının Kamulaştırma Kanunu’nun 17. ve 38. maddeleri gereğince tapusunun iptali ile idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı-birleşen dava davalısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı … vekili dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın 13.06.1976 tarihinde kamulaştırılan 6530 ve 5864 toplam 12394 m²’lik kısımlarının kamulaştırma bedelinin 65.000.000.000TL arttırılarak 65.000.086.758TL’ye çıkartılması ve kamulaştırma tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsili, 3.000.000.000 TL ecrimisil bedelinin el koyma tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsili istenilmiş; birleşen dosyada davacı … Genel Müdürlüğü vekili ise, dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın 29.01.1959 tarihinde kamulaştırılan 12180 m²’lik kısmı ile 13.06.1976 tarihinde kamulaştırılan 6530 ve 5864 m²’lik bölümlerinin Kamulaştırma Kanunu’nun 17. ve 38.maddeleri gereğince idare adına tescili istenilmiş, mahkemece dava konusu taşınmaza idarece el koyma tarihinden itibaren 20 yıldan fazla bir süre geçtiği ve mülkiyetin idareye geçtiği gerekçesiyle bedel arttırma davasının reddine, idarenin açtığı tescil davasının ise kabulüne karar verilmiştir.
1-Davacı asıl dosyada … Genel Müdürlüğü tarafından dava konusu taşınmazın 13.06.1976 tarihinde kamulaştırılan 6530 m² ve 5864 m²’lik kısımları yönünden bedel arttırım davası açmış olup bu kamulaştırma nedeniyle o tarihte tapuda ½ pay sahibi olan …’a 20.01.1979 tarihinde kamulaştırma işleminin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, yasada öngörülen 30 günlük hak
düşürücü süre içerisinde bedel arttırma davası açılmadığına göre bu payla ilgili bedel arttırma davasının reddine karar verilmesinde bu gerekçeyle bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
13.06.1976 tarihinde yapılan kamulaştırma nedeniyle ½ payıyla ilgili … mirasçılarına kamulaştırma işlemi usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır.
İdarelerin tapu iptal ve tescil davalarına dayanak yaptığı; Kamulaştırma Kanunu’nun 38. maddesi Anayasa Mahkemesi’nin 04.11.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan kararı ile iptal olmuştur.
30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen Geçici 6. madde ile; Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması hallerinde, hak sahiplerine idare ile uzlaşma ve uzlaşılmaması halinde dava açma hakkı tanınmış olup, idarenin Kamulaştırma Kanunu’nun 38. maddesine dayalı olarak tapu iptal ve tescil davası açma imkanı kalmamıştır.
Mahkemece tüm deliller toplanarak, dava konusu taşınmazın bedel arttırma davasına konu 13.06.1976 tarihinde kamulaştırılan 6530 ve 5864 m² lik bölümlerindeki … adına kayıtlı ½ pay yönünden kamulaştırma bedelinin saptanması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yerinde görülmeyen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi,
2- Birleşen dosyada … Genel Müdürlüğü’nün 27.01.1959 tarihinde yaptığı 12180 m²’lik ve 13.06.1976 tarihinde yaptığı 6530 ve 5864 m²’lik kamulaştırmasına ilişkin olarak Kamulaştırma Kanunu’nun 38. maddesine göre taşınmaza fiilen el koymadan itibaren 20 yıldan fazla bir süre geçtiği ve mülkiyetin idareye geçtiği gerekçesiyle davacı idarenin tescil davasının kabulüne karar verilmiş ise de, Kamulaştırma Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca tescile karar verilebilmesi için kamulaştırma belgelerinin hak sahiplerine tebliğ edilmesi, takdir edilen bedelin ve bu bedelin arttırılması istemiyle dava açılmış olması halinde arttırılmasına hükmedilen bedelin ve fer’ilerinin hak sahiplerine ödenmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan idarelerin tapu iptal ve tescil davalarına dayanak yaptığı; Kamulaştırma Kanunu’nun 38. maddesi Anayasa Mahkemesi’nin 04.11.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan kararı ile iptal olmuştur.
Dosyada toplanan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davaya konu taşınmazın 12180 m²’lik bölümünün 29.01.1959 tarihinde, 6530 ve 5864 m²’lik bölümlerinin ise 13.06.1976 tarihinde … Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırıldığı ve kıymet takdirinin yapıldığı anlaşılmakta ise de, 29.01.1959 tarihinde yapılan kamulaştırma belgelerinin hak sahiplerine tebliğ edilip edilmediği, 29.01.1959 ve 13.06.1978 tarihlerinde yapılan kamulaştırma bedellerinin ödenip ödenmediği konularında yeterli inceleme ve araştırma yapılmamıştır.
Ayrıca; 30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen Geçici 6. madde ile de; kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması hallerinde, hak sahiplerine idare ile uzlaşma, uzlaşılmaması halinde dava açma hakkı tanınmıştır.
Buna göre mahkemece Kamulaştırma Kanunu’nun 17. maddesindeki şartların oluşup oluşmadığı doğrultusunda bir araştırma yapılmadan, somut olayda uygulama yeri olmayan Kamulaştırma Kanunu’nun mülga 38. maddesi gerekçe gösterilerek tescil davasının kabulüne karar verilmiş olması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.