Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/16374 E. 2021/9245 K. 29.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16374
KARAR NO : 2021/9245
KARAR TARİHİ : 29.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının kısmen kabulüne dair verilen kararın davacılar vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Dava, hayat sigorta poliçesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece hükmüne uyulan Dairemizin 18/03/2019 tarih, 2016/5204 Esas ve 2019/3092 Karar sayılı ilamında özetle; davacılar murisinin, sigortacı için önemli sayılabilecek bir hususu bildirme yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve kanundaki kasten gizleme ifadesinin bildiği hususu beyan etmeme durumunu ifade ettiği de dikkate alınmak suretiyle, gizlemenin kasten mi yoksa ihmal nedeniyle mi olduğunun tartışılması; varılacak sonuca göre, TTK’nun 1439/2. maddesi gereği tazminat sorumluluğunun kalkması, tazminattan indirim yapılması ya da proporsiyon hesabı ile tazminatın belirlenmesi için gerekli araştırmalar yapılıp, gerektiğinde bilirkişi raporu alınmasıyla oluşacak sonuca göre hüküm tesisi gerektiğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulü ile 20.434,62 TL’nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve miras payları oranında davacılara ödenmesine, fazla isteğin ve 1.352,00 TL’lik munzam zarar talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına; daha önce temyize konu edilip bozma kapsamı dışında bırakıldığı için kesinleşen yönlerin yeniden incelenmesinin mümkün olmamasına; davaya konu edilen munzam zarardan davalının sorumlu olmadığına ilişkin mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacılar vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen diğer bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dairemizin bozma ilamına uyan mahkeme tarafından, sigortalı murisin beyan yükümlülüğüne uymayışının (poliçeden önceki sağlık sorunlarını gizlemenin) kasten olduğu, ancak gizlenen rahatsızlıklar ile ölüm arasında illiyet bağı bulunmadığı için davalı sigortacının proporsiyonlu hesap ile belirlenecek tazminattan sorumlu olduğu kabul edilerek karar verilmiştir. Anılan gerekçe ve kabul, dosya kapsamına uygun olmakla birlikte,
proporsiyon hesabının yapıldığı 24.11.2020 tarihli aktüer raporu denetime elverişli bulunmamıştır. Zira, bilirkişi tarafından “… … Hesaplama Algoritması” kullanılarak hesaplama yapıldığı bildirilmiş olmasına rağmen, esas alındığı bildirilen hesap algoritmasının raporda yer almadığı ve bu durumun raporun denetlenebilirliğini ortadan kaldırdığı açıktır. Yine, davacılar murisi sigortalı için skorlama yapılırken hangi kriterler esas alınarak skor puanının bulunduğu ve sigortacıya bildirilmeyen diyabet ile hiperlipidemi rahatsızlıkları için 4’er skor puanı eklenmesinin dayanağının ne olduğu rapordan anlaşılamamaktadır. Bu itibarla, raporun denetlenebilir ve tarafların itiraz haklarını kullanmasına imkan verir nitelikte olmaması nedeniyle hükme esas alınması mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle; davacıların talep edebileceği proporsiyonlu tazminatın denetim imkanı sağlayacak biçimde hesaplanması için, daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacıların talep ettiği alacak, davalı tarafından düzenlenen sigorta poliçesine dayandığı ve sigorta sözleşmelerinin TTK’da düzenlenmesi nedeniyle mutlak ticari iş niteliği bulunduğu dikkate alındığında, davalının sorumlu olduğu temerrüt faizinin ticari faiz olduğu gözetilmelidir. Kaldı ki; mahkeme ilk hükmünde ticari faize karar verildiği ve bu yöne ilişkin davalı temyizinin reddi ile bu hususta davacı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu da açıktır. Tüm bu nedenlerle; hüküm altına alınan tazminat için ticari faize karar verilmesi gerekirken, usuli kazanılmış hakları da ihlal edecek biçimde yasal faize karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; hükmün, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar ve davalı yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar yararına BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar ve davalıya geri verilmesine 29/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.