Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/7082 E. 2010/9593 K. 09.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7082
KARAR NO : 2010/9593
KARAR TARİHİ : 09.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 9.11.2010 Salı günü taraflardan gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle;
Mahkemece davalı tanıklarının İİK.nun 280/2 maddesi yollaması ile aynı yasanın 279/son maddesi çerçevesinde dinlenmesi ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davalılardan Birleşik Kuyumculuk ve Tic. Ltd. Şti. yönünden husumet yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise kötü niyetlerinin kanıtlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Aynı yasanın 280/1 maddesinde “Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebilir” hükmünü içermesine, aynı maddenin 2. fıkrasında ise “üçüncü şahıs, borçlunun karı veya kocası, usul veya füru ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımları evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun birinci fıkrada beyan olunan durumunu bildiği farz olunur. Bunun hilafını üçüncü şahıs, ancak 279. maddenin son fıkrasına göre
isbat edebilir” hükmünü içermektedir. Somut olayda davalı tanıklarının İİK.nun 280/2 maddesi yollaması ile aynı yasanın 279/son maddesi çerçevesinde dinlenmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuş olup, bozma ilamı doğrultusunda dinlenen davalı tanıkları davalı borçlu … ile üçüncü kişi konumundaki davalı …’ın aynı işyerine ortak olduklarını, işyerinin işletmesi ile genelde davalı …’ın ilgilendiğini beyan ederek …ın hem iş ortağı hem de dayısı olan borçlunun mali durumunu bilip bilmediği konusunda kesin ve somut bir beyanda bulunmamışlardır. Bu durumda davalı …’ın hayatın olağan akışına göre dayısı ve iş ortağı olan borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğunun kabulü ile davanın kabulüne ve yapılan tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 9.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.