YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/445
KARAR NO : 2011/3132
KARAR TARİHİ : 08.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 11.maddesinin birinci fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (dava) tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu yada kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır. Mahallinde yapılan keşif sırasında bu yönde herhangi bir tespit yapılmadığı halde, bilirkişi kurulu raporunda bu hususa herhangi bir açıklama getirilmeden sulandığı şeklindeki gerekçe ile taşınmaz sulu kapama bahçe kabul edilerek buna göre değer biçilmiştir. Sulama kaynağının ne olduğu açıkça gösterilmeden (taşınmazın üzerindeki bir su kaynağından veya yakınındaki bir dereden sulanıp sulanmadığı), kaynaktan alınan suyun taşınmazın tamamında ve her mevsim için fiilen yeterli olup olmadığı, dereden sulanıyorsa bu suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama ya da başka bir sistemle mi taşınmaza ulaştığı, yeraltı suyundan hangi sistemle yararlanıldığı hususları ayrıntılı bir biçimde araştırma yapılarak belirlenmeden, pompajla sulama varsa bunun için yapılacak giderlerin de üretim masraflarına ilave edilmesi gerektiği düşünülmeden düzenlenen ikinci bilirkişi kurulu ek raporuna dayalı hüküm kurulması,
2-Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında, iklim koşulları, arazinin topoğrafik yapısı ve bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb) gözönünde tutulduğunda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan, ülkemizin değişik yörelerindeki (değeri önemli şekilde etkileyen kanıtlanmış, farklı ve özel bir faktör bulunması hali hariç) sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde kapitalizasyon faiz oranı %5, kuru tarım arazilerinde ise %6 olarak alınmaktadır.
Dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu açıkça saptandıktan sonra, yukarıda açıklandığı gibi belirlenen bu niteliğine uygun kapitalizasyon faiz oranının esas tutulması gerekirken, bu oranı %4 olarak alan kamulaştırma bedelini tespit eden bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda hüküm kurulması,
3-Kamulaştırma Yasasının kıymet takdir esaslarını düzenleyen 11.maddesinin birinci fıkrası (f) bendi uyarınca arazilerde olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelire göre değer biçilmesi gerekir. Dava konusu taşınmazın tamamı kapama karışık meyve bahçesi olarak değerlendirilip üzerinde bulunan portakal, kayısı, limon, incir, avakado vd. ağaçlara da ayrıca maktuen değer verilmiştir.
Dava konusu taşınmazın kapama meyve bahçesi olarak değerlendirilmesi doğru olup, bu şekilde yapılan değerlendirme ile kamulaştırılan yerin tamamından uygun teknikle normal olarak sağlanabilecek gelir dikkate alınacağına göre taşınmazın üzerinde bulunan başka unsurların gelirinin de artık zemin değerine bir katkısı söz konusu edilemez. Başka bir deyişle taşınmaz üzerindeki meyveli ağaçların değeri de kapama meyve bahçesi olarak bulunan bedelin kapsamında kalmaktadır.
Bu bakımdan zemin değerinin saptanmasında dikkate alınması söz konusu olmayan ağaçların ancak idare tarafından alıkonulmuş olması halinde sadece odun değerlerinin kamulaştırma bedeline dahil edilmesi gerekirken, hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması,
4-Değerlendirmeye alınan ürünlerin işlenmeden tarlada elde edildiği haliyle satışından sağlanacak gelir esas tutularak değerlendirilmesi gerekirken ağacın kendisi yan gelir kapsamına alınarak daha yüksek değere ulaşılan rapora dayanılarak fazla bedele hükmedilmesi,
5-Taşınmazın Alanya ilçe merkezine, limana, denize ve Gazipaşa havaalanına yakın olması gibi nedenler tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın değerinde en çok %15 objektif artışa neden olabileceği düşünülmeden %30 oranında objektif artış uygulayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması,
6-Karayolları Genel Müdürlüğü 5018 sayılı Yasaya ekli I sayılı cetvelde genel bütçeye dahil kamu idareleri kapsamına alınmış olup, anılan Yasanın 45. maddesinin birinci fıkrası uyarınca genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin edindiği taşınmazların Hazine adına tapu sicilinde tescil olunacağı, talep olmadığı da gözetilmeden dava konusu taşınmazın doğrudan idare adına tesciline karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece bir nolu bozma nedeni doğrultusunda gerektiğinde yerinde yeniden keşif yapılıp hakimin gözlemi de tutanağa geçirilmek suretiyle taşınmazın yukarıda belirtilen özelliklere (kuru-sulu) sahip olup olmadığı da belirlendikten sonra oluşacak sonuç doğrultusunda usuli kazanılmış haklar da dikkate alınarak hüküm kurulmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 08.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.