Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2011/5222 E. 2011/8734 K. 13.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5222
KARAR NO : 2011/8734
KARAR TARİHİ : 13.09.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 11.maddesinin birinci fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (dava) tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır. Mahallinde yapılan keşif sırasında bu yönde herhangi bir tespit yapılmamış olduğu halde, bilirkişi kurulu raporunda gerekçe gösterilmeden sulu tarım arazilerindeki ürünler münavebeye alınarak değer biçilmiştir. Sulama kaynağının ne olduğu açıkça gösterilmeden (taşınmazın üzerindeki bir su kaynağından veya yakınındaki bir dereden sulanıp sulanmadığı), sulamanın taşınmazın tamamında ve her mevsim için fiilen yeterli olup olmadığı, dereden sulanıyorsa bu suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama ya da başka bir sistemle mi taşınmaza ulaştığı, yeraltı suyundan hangi sistemle yararlanıldığı hususları ayrıntılı bir biçimde araştırma yapılarak belirlenmeden; pompajla sulama varsa bunun için yapılacak giderlerin de üretim masraflarına ilave edilmesi gerektiği düşünülmeden dava konusu taşınmazın sulu arazi kabulü ile bu niteliğine göre düzenlenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda hüküm kurulmuş olması,
2-Kamulaştırma Yasasının 15.maddesinin son fıkrasında, bilirkişilerce -aynı Yasanın 11.maddesinin (f) bendi hükmü gözetilerek- yapılacak değer tespitinde, idarece belgelerin mahkemeye verildiği günün (28.04.2010 dava tarihi) esas tutulacağı öngörülmüştür. Buna göre dava tarihi olan 2010 yılına ait verilerin esas alınarak kamulaştırma bedelinin tespit edilmesi gerekirken, bilirkişi kurulunca henüz 2010 yılına ait verilerin oluşmadığı gerekçesi ile taşınmazın değerlendirilmesinde 2009 yılı verilerin esas alınması suretiyle belirlenen m² değerine ÜFE endeksi uygulanarak 2010 yılı değerine ulaşılmış olması,
Kabule göre de;
3-Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre, iklim koşulları, arazinin toprak ve topoğrafik yapısı ile bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb) gözetildiğinde, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan ülkemizin değişik yörelerindeki sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde (değeri önemli biçimde etkileyen, kanıtlanmış farklı ve özel bir etkenin bulunması durumu dışında) kapitalizasyon faiz oranı %5 olarak alınmaktadır. Hal böyle iken değerlendirmeye esas alınan bilirkişi kurulu ek raporunda taşınmazın değerinin belirlenmesinde kapitalizasyon faizi oranının %5 yerine %4 olarak kabulü,
4-Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; kamulaştırmayı yapan idarece Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik 8. maddesi hükmüne uygun biçimde taşınmaz mal sahibine uzlaşma konusunda yönteme uygun çağrı yapılmadan bu davanın açıldığı, davanın yargılaması sırasında davalının dava dilekçesinin tebliği üzerine 28.05.2010 günlü oturuma katılarak, Kamulaştırma Yasasının 27. maddesi gereğince belirlenen kamulaştırma bedelini kabul etmediğini belirttiği ve mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak taşınmazın değerinin belirlendiği anlaşılmıştır.
Davalı yargılama sırasında taşınmaza biçilen bedelin az olduğunu, bu nedenle kabul etmediğini açıkça bildirdiğine göre bilirkişi kurulunca belirlenen bedele hükmedilmesi gerekirken, mahkemece yerinde olmayan gerekçeyle 2942 Sayılı Yasanın 27.maddesi gereğince belirlenen bedele hükmedilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece (1) nolu bozma nedeninde açıklanan eksikler giderildikten, bilirkişi kurulunca münavebeye alınan ürünlerin 2010 yılına ait veri listesi İl Tarım Müdürlüğünden getirtildikten sonra bilirkişi kurulundan diğer bozma nedenlerindeki hususları da karşılayan ek rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.