YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18469
KARAR NO : 2013/17726
KARAR TARİHİ : 12.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : … vd. Vek.Av….
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, irtifak kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın irtifak hakkının idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 11.maddesinin birinci fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (dava) tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler ve uygulanacak kapitalizasyon faizi yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır.
Dava konusu taşınmazda sulamanın ne şekilde yapıldığı, taşınmazın tamamında ve her mevsim için fiilen yeterli olup olmadığı, dereden sulanıyorsa bu suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama ya da başka bir sistemle mi taşınmaza ulaştığı, yapılan sulamanın başkasının taşınmazındaki bir kuyudan yapılıyor olması durumunda bu sulamanın daimi ve geçerli kabul edilebilmesi için kaynak üzerinde dava konusu taşınmaz lehine bir mükellefiyet kurulmuş olması gerektiğinden bu hususun varlığı ve suyun yeterliliği vb. gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde araştırma yapılarak taşınmazın sulu arazi niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında iklim koşulları, arazinin topografik yapısı ve bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb) gözönünde tutulduğunda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan, ülkemizin değişik yörelerindeki (değeri önemli şekilde etkileyen kanıtlanmış, farklı ve özel bir faktör bulunması hali hariç) sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde kapitalizasyon faiz oranı %5, kuru tarım arazilerinin değerlendirilmesinde ise kapitalizasyon faiz oranı %6 olarak alınmaktadır.
Yukarıda belirtilen şekilde taşınmazın sulu veya kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmadığı araştırılmadan, sulu arazi kabul eden ve kapitalizasyon faiz oranını %6 olarak alan eksik incelemeye dayalı bilirkişi kurulu raporuna göre hüküm kurulması,
2-Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre, özel ve dikkate alınması gereken haklı bir neden bulunmadıkça tarım arazilerinin olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden bilimsel yöntemle yapılacak değerlendirmede münavebeye alınacak ürünler için dekar başına elde edilecek ortalama verim, üretim gideri ve toptan satış fiyatına ilişkin olarak ciddi istatistiki bilgilere dayalı olduğu bilinen o yerdeki gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüğü verilerinin esas alınması gerekmekte olup üretim giderlerinin içerisine tarla kirası, masrafların faiz karşılığı ve genel idare giderleri de dahil edilmemelidir.
Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere taşınmazın sulu-kuru niteliği belirlenip, bilirkişi kurulunca değerlendirmeye alınan mandalinanın (mandarinin) sulu-kuru şartlarda değerlendirme tarihi olan 2008 yılına ait dekar başına ortalama verimi, dekar başına ortalama üretim giderleri çizelgesi (tüm harcama kalemlerini ayrıntılı gösteren) ve kilogram başına ortalama toptan satış fiyatını gösterir biçimde veri cetvelinin gıda, tarım ve hayvancılık ilçe müdürlüğünden getirtilerek raporun denetlenmemiş olması,
3-Dairenin bir önceki bozma ilamında, tapu kaydına göre dava konusu taşınmazın 256 m²’si üzerinde ÇEAŞ lehine ve 1337,55 m²’si üzerinde de BOTAŞ lehine eski irtifak hakkı şerhi mevcut olup dava konusu taşınmazın değerlendirilmesinde bu şerhlerin dikkate alınması hususuna değinildiği, buna göre bilirkişi kurulunca yapılacak hesaplamada bu eski irtifak haklarının taşınmazda meydana getirmesi kaçınılmaz değer kaybında, değer düşüklüğünün oranı taşınmazın cinsi, niteliği, kullanım şekli, eski irtifak hakkının niteliği, taşınmazda kapladığı alan ve yeri, istikameti dikkate alınarak belirlenmesi gerekir. Açıklanan husus dikkate alınmadan, eski daimi irtifak hakkı alanlarının toplam alandan düşülerek davaya konu eldeki dosyada sözkonusu irtifak kamulaştırma bedeli belirleyen bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulması,
4-Mahkemenin ilk kararında tespit edilip idarece davalılar adına bankaya yatırılan bedel ile bozmadan sonra saptanıp hüküm altına alınan bedel arasındaki farkın (idarece fazladan yatırılmış olan paranın) davalı tarafça bankadan çekilmesine kadar varsa işlemiş olan mevduat faizi ile birlikte davacı idareye ödenmesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece infazda duraksama yaratacak şekilde bozma öncesi fazla olarak depo ettirilen bakiye 34.728,83 TL bankadaki hesapta halen mevcut ise, var ise neması ile birlikte davacıya iadesine biçiminde karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 12.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.