YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11194
KARAR NO : 2012/506
KARAR TARİHİ : 24.01.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasası’nın 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, irtifak kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın irtifak hakkının idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesi taraf vekillerince, incelemenin duruşmalı olarak yapılması ise davacı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz edenlerden davacı ve davalı adına gelen olmadı. Dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre özel ve dikkate alınması gereken haklı bir neden bulunmadıkça tarım arazilerinin olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden bilimsel yöntemle yapılacak değerlendirmede münavebeye alınacak ürünler için dekar başına elde edilecek ortalama verim, üretim gideri ve toptan satış fiyatına ilişkin olarak ciddi istatistiki bilgilere dayalı olduğu bilinen o yerdeki tarım müdürlüğü verilerinin esas alınması gerekmektedir.
Kamulaştırma Yasası’nın 15. maddesinin son fıkrasında, bilirkişilerce -aynı yasanın 11.maddesinin (f) bendi hükmü gözetilerek- yapılacak değer tespitinde, idarece belgelerin mahkemeye verildiği günün (10.02.2010 dava tarihi) esas tutulacağı öngörülmüştür. Buna göre dava tarihi olan 2010 yılına ait verilerin esas alınarak kamulaştırma bedelinin tespit edilmesi gerekirken, 2008 yılı verilerin esas alınması suretiyle kamulaştırma bedelinin belirlenmiş olması,
2-Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, kamulaştırmayı yapan idare tarafından Kamulaştırma Yasası’nın 4650 sayılı Yasa ile değişik 8. maddesi hükmüne uygun biçimde taşınmaz mal sahibine uzlaşma konusunda yönteme uygun çağrı yapılmadan bu dava açılmışsa da, yapılan yargılama sırasında duruşmalara katılan davalı vekili Kamulaştırma Yasası’nın 27. maddesi gereğince belirlenen kamulaştırma bedelini kabul etmediğini, bedelin az olduğunu beyan etmiş, mahkemece de bilirkişi incelemesi yaptırılarak taşınmazın değerinin belirlendiği anlaşılmıştır. Bu durumda yargılama sırasında vekille temsil edilen davacı yararına avukatlık ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözönünde bulundurulmaması,
3-Dava konusu taşınmaz için Kamulaştırma Yasası’nın 27. maddesi uyarınca belirlenen ve bankaya yatırılan bedel ile hüküm altına alınan bedel arasındaki farkın (idarece fazladan yatırılmış olan paranın) davalı tarafça bankadan çekilmesine kadar varsa işlemiş mevduat faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi gerekirken kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine hükmedilmiş olması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece, bilirkişi kurulunca münavebeye alınan ürünlerin 2010 yılına ait veri listesi il tarım müdürlüğünden getirtildikten sonra bilirkişi kurulundan yukarıda değinilen hususları da gözönünde bulunduran ek rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 24.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.