Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2013/12234 E. 2013/17889 K. 12.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12234
KARAR NO : 2013/17889
KARAR TARİHİ : 12.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece iki kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de alınan raporlar hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-Hükme esas alınan birinci bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmaza %6 oranında kapitalizasyon faizi uygulanmak suretiyle değer biçilmiştir.
Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre, iklim şartları, arazinin toprak ve topoğrafik yapısı ve bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb.) dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan, ülkemizin değişik yörelerindeki sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde, (değeri önemli şekilde etkileyen kanıtlanmış, farklı ve özel bir faktör bulunması hali hariç) kapitalizasyon faiz oranı %5 olarak alınmaktadır. Hal böyle iken, taşınmazın değerinin belirlenmesinde kapitalizasyon faizi oranının %5 yerine %6 oranının uygulanması,
2- 2942 sayılı Yasanın 4650 Sayılı Yasa ile değişik 11.maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca bilirkişi kurulu, arazi niteliğindeki taşınmaz malın kamulaştırma tarihindeki mevki ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini esas tutarak düzenleyeceği raporda, bedelin tespitinde etkili olacak bütün nitelik ve unsurları ve her unsurun ayrı ayrı değerini belirtmek suretiyle ve ilgililerin de beyanını dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporunda dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit etmelidir. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında ise özel ve dikkate alınması gereken haklı bir neden bulunmadıkça tarım arazilerinin olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden bilimsel yöntemle yapılacak değerlendirmede münavebeye alınacak ürünler için dekar başına elde edilecek ortalama verim, üretim gideri ve toptan satış fiyatına ilişkin olarak ciddi istatistiki bilgilere dayalı olduğu bilinen o yerdeki gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüğü verilerinin esas alınması aranmakta olduğu halde ikinci bilirkişi kurulu tarafından verilerin %10 (+) fazla alınması,
3-Hükme esas alınan birinci bilirkişi kurulu raporunda, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedeli tespit edilirken %40 oranında objektif değer artışı alınmış iken, ikinci bilirkişi kurulu raporunda objektif değer artışı alınmayarak çelişki oluşturulduğu, mahkemece her iki rapor arasındaki bu çelişki giderilmeden hüküm kurulması,
4-Dava konusu taşınmazın tapu kaydında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü lehine 725 m²’lik kısımda irtifak hakkı tesis edildiği, yine tapu kaydı ve 14.11.2012 tarihli … Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü yazısından “1. derece arkeolojik sit alanında” kaldığı anlaşılan dava konusu taşınmazda kaçınılmaz olarak meydana gelecek değer kaybının saptanıp buna göre hesaplanacak olan miktarların taşınmazın değerinden düşülmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece yukarıda açıklanan bozma nedenleri doğrultusunda bilirkişi kurullarından ek rapor alınarak, alınan ek raporların veriler ve bozma ilamına uygunluğu da denetlenerek oluşacak sonuç doğrultusunda hüküm kurulmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 12.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.